Reklamı Geç
Sonay İnşaat
Güneylerr
Yükseliş Koleji
Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç

Mail: [email protected]

En sapkın darbeci

 

En sapkın darbeci

Türkiye bir “depremler ülkesi” olduğu kadar, bir “darbeler ülkesi”dir de...

Namlı darbecilere sahibiz.

Hepsi de, tarihte, ait oldukları yeri aldılar ve unutuldular.

Bir kişi hariç...

Unutulmayacak ve insanlık yaşadıkça lanetle anılacak.

Hani, “İktidar dediğin ne ki? Ben 20 yaşında onu devireceğimi, yerine başkasını koyacağımı planlamış bir insanım” demiş, bunu diyebilmiş kişi.

Talat Aydemir darbesi başarılı olsaydı hangi sıfatla ortaya çıkacaktı bilmiyoruz ama demek ki kendisinde Aydemir’i sevk ve idare edecek (darbeyi hanesine yazacak) gücü görüyormuş...

Fetullah Gülen’den söz ettiğim anlaşılmıştır.

Fetullahçılar, biliyorsunuz, 1980’li yıllardan başlayarak, devlet içindeki örgütlenmelerini “darbe karşıtlığı” üzerinden meşrulaştırdılar.

Siyasal destek de buldular.

Özetle Fetullah Gülen, kendi darbesini yapıncaya kadar, darbe karşıtı olduğuna inandırmayı başardı.

Geriye doğru bir tarama yapıyoruz ve görüyoruz ki, FETÖ elebaşı darbeleri hep anlayışla karşılamış ve her defasında “zaruret” sözcüğünün arkasına gizlenmiş.

Darbeler hakkındaki görüşleri şöyle: “Ülkede istikrarın darbelenmesi açısından darbeler iyi değil. Bununla beraber her kötü şeyin içinde mutlaka iyi bir yan vardır.”

Fetullah Gülen’in 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerine verdiği destek genellikle “şaşırtıcı” bulunmaz. (28 Şubat’ın bizatihi içindeydi.) Çünkü bu darbeler devlet içindeki “örgütlenmesi”nin önünü açmıştır. Ama önceki darbeleri ve darbe girişimlerini de desteklemiştir...

Rivayet, 1967’de Cemal Tural’ın darbe girişimi karşısında heyecana kapıldığı ve darbecilerle bir irtibat aradığı yönündedir.

Karakteri ve tıyneti buna müsait... Yapmıştır!

Talat Aydemir cuntası içinde yer almış ama (Aydemir, 27 Mayıs’ı yetersiz bulduğu için darbeye kalkışmıştı) 27 Mayıs’ı da desteklemiş. (27 Mayıs’a sol görünümlü bir darbe olduğu için rezerv koyuyor ama desteklemekten de geri durmuyor.)

12 Mart’ı “yürekten” destekliyor.

Hatta 12 Mart’ı darbe bile saymıyor: “12 Mart, bir darbe değildir. Hükümeti belli konularda uyaran bir ikazdır. Elbette askeri olması yönüyle tasvip edilemez. Yani kötüdür ama çok daha kötüye göre o kadar kötü değildir.”

Bu açıklama, bana, Fetullah kapatması bir liberalin, “Bir darbeyi istemem ama Erdoğan otoriterleşmesini sürdürürse 27 Mayıs benzeri bir darbe gündeme gelebilir. Ayrıca, laikliğin tehlikeye düşmesine ordu izin vermez” sözlerini hatırlattı.

Bu liberalin ismi Murat Belge...

Hani, “Erdoğan, demokrasi dışı yollarla da olsa mutlaka indirilmelidir” diyen Ömer Laçiner’in ustası ve rol modeli olan Murat Belge... (Laçiner’in bu sözleri 15 Temmuz’dan önce sarf ettiğini hatırlatalım ki, tam olsun.)

Hülasa...

Fetullah Gülen “zaruret” diyor, “daha kötüsüne” göre darbenin iyi olacağını söylüyor... Anti-militarist liberalimiz ise istikbaldeki darbeyi “otoriterleşme” sözüyle meşrulaştırıyor. Yani, Fetullah darbesinde “iyi yan” vehmediyor. Hık demiş hocasının burnundan düşmüş...

İşin hazin tarafı şu:

Biri (yani Fetullah Gülen) gıyabında “darbecilikten” yargılanıyor ama diğeri “anti-militarist” ve “demokrat” muamelesi görmeye devam ediyor!

Yorum Yazın