Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Hatay Alo Böcek
Yükseliş Koleji
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Mail: [email protected]

Erdoğan’ın davası niye sonuçlanmıyor

 

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili AK Partililere yönelik suçlaması, siyasette fırtına kopardı.

15 Temmuz’da FETÖ darbesini püskürten Cumhurbaşkanı Erdoğan ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından FETÖ’nün siyasi ayağı olmakla itham edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İlker Başbuğ hakkında soruşturma izninin işleme konulmamasına karar vermesi üzerine Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyla dosyayı inceleyip davanın düşmesine karar verdi. Ergenekon davasında ise beraat kararı çıktı. FETÖ’nün en büyük siyasi kumpaslarından biri olan Selam-Tevhid soruşturmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telefonları yasadışı bir şekilde dinlenmişti. FETÖ, Erdoğan’la birlikte Cemil ÇiçekBinali YıldırımBülent ArınçAli BabacanMehmet ŞimşekRecep AkdağAhmet DavutoğluBeşir AtalaySadullah ErginBekir Bozdağ, Taner YıldızLütfi ElvanMehdi EkerFatma ŞahinYalçın Akdoğanİsmet YılmazEfkan AlaNuman KurtulmuşMustafa Varank, Abdulhamit Gül ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da yer aldığı 1706 kişiyi dinlemişti. CHP, MHP ve BBP’den milletvekillerinin de yer aldığı Selam-Tevhid dosyasında işadamları ve gazeteciler de vardı.

Bunları üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlatmak istedim. Selam-Tevhid kumpasının ortaya çıkması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere 1050 kişi FETÖ’cüler hakkında dava açtı. FETÖ’cü polisler Ömer Köse ve Yurt Atayün gibi isimlerle birlikte yasadışı dinlemelere izin veren FETÖ’cü hâkim ve savcılar hakkında şikâyetçi olundu. 2016 açılan dava, hâkim ve savcıların yargılaması Yargıtay’da yapıldığı için Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde devam ediyor. Ama FETÖ’cü hâkim ve savcıların bir kısmı firari olduğu için her yakalananla birlikte dosyaya yeni bir bilgi giriyor. Ama daha da önemlisi, FETÖ’cü hâkim ve savcılar özellikle davanın uzaması için ellerinden gelen tüm imkânları kullanıyorlar. Erdoğan ülkenin en güçlü insanı ama açtığı dava 4 yıldır bir türlü sonuçlanamıyor. Çünkü FETÖ’de oyun bitmiyor.

ABD’NİN DARBE RAPORU NASIL ALGILANDI?

FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmasıyla Pentagon bağlantılı Rand Corporation’ın Türkiye’de 2020’de darbe olacağı yönündeki kehaneti üst üste gelince kıyamet koptu. Darbe tartışması yeniden siyasi kulislerin konusu olmaya başladı. 15 Temmuz’da FETÖ-NATO darbesinin püskürtülmesinden bu yana herkes o ayıplı sözü ağzına almaya çekiniyordu. Ama her nedense habis bir ruh gibi yeniden gündem maddesi olmayı başardı. Ankara’da zaman zaman bu tür söylentiler tedavüle sokulur. AK Parti’nin Kıbrıs’ta açılım yaptığı dönemde yine böyle bir hava oluşmuştu. Kıbrıs’ta Annan Planı’nın referanduma götürüleceği 24 Nisan 2014 tarihinden önce darbenin tarihi konuşulmaya başlamıştı. AK Parti’nin yeni iktidar olduğu, “denetimli serbestlik” altında siyaset yapıldığı günlerdi. Referandumdan 4 gün önce, yani 20 Mart’ta darbe olacağı havası üfleniyordu.

28 Şubat günlerinde ise darbe olacak diye haber merkezinde nöbetçi “darbe muhabiri” tutuluyordu. Askerin baskısıyla Erbakan’ın istifaya zorlandığı günlerdi. Erbakan direniyor, havada ikmal formülü geliştiriliyor, Erbakan’ın istifasından sonra görevi koalisyon ortağı Çiller’in üstlenmesi için çaba gösteriliyordu. O dönemde Refahyol’u tasfiye etmekte kararlı olan askerler baskıyı iyice arttırmıştı. Erbakan’ın direncini kırmak için 16 Haziran gecesi darbe olacağı söylentisi yayıldı. Zaten 28 Şubat tam anlamıyla bir korku yönetimiydi. Genelkurmay’da asker, Cumhurbaşkanlığı’nda Demirel, Meclis’te Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Cindoruk’un liderlik ettiği muhalefet, sokakta ise TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, DİSK ve TESK işbirliği yapmıştı. Sözcülüklerini ise medya yapıyordu. Erbakan’ın istifası geciktikçe baskı arttırılıyordu. 16 Haziran’ı 17 Haziran’a bağlayan gece darbe olacağı kulaklarına üflendiği için haber merkezlerinde nöbetçi ekip tutulmuştu. Türk basını darbeyi bir an önce verebilmek için yarış halindeydi. Erbakan 2 gün sonra istifasını vermek zorunda kaldı.

Bir kez daha darbe korkusuyla sonuç almaya çalışıyorlar. Darbe iklimi oluşturarak siyasi kaosa neden olmayı ve askeri vesayetin yeniden hortlamasını amaçlıyorlar. Ama Türkiye eski Türkiye değil. 15 Temmuz’da darbeye karşı darbe yapmış bir Türkiye var.

O nedenle Rand Corporation’ın raporu, darbe olacağı yönündeki bir değerlendirme olarak değil, ABD’nin “2020’de darbe yapın” talimatı olarak algılandı.

ABD’nin yeni planının bu kez de FETÖ mağduru emekli generallerle ordu içindeki Avrasyacıları, kendilerini darbe mağduru olarak gören FETÖ’cülerle aynı zeminde buluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. İşe ilk olarak FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmasıyla başladılar.

Ama tehlikenin farkındayız...

BAŞBUĞ’U O GECE KİM DİNLEDİ?

FETÖ’cüler kozmik odaya girmek için TSK’nın kapısına dayanınca, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ o dönem Ankara Baro Başkanı olan Metin Feyzioğlu’nu o gece Genelkurmay’a davet ediyor. Gerisini Metin Feyzioğlu’nun ağzından aktarıyorum.

“Gece yarısı Genelkurmay’a gittim. İlker Başbuğ ile makamında görüştük. Genelkurmay Başkanı benden hukuki duruma ilişkin görüşümü sordu. Ben de hazırlıklı gitmiştim. Kozmik odaya girmelerine izin verilmemesi yönünde hukuku mütalaada bulundum. Sabah olduğunda Zaman gazetesini açınca şok oldum. Kendi sözlerimi Zaman gazetesinde okudum.”

İlker Paşa, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan başlayıp Genelkurmay Başkanlığı’ndan ayrılmasına kadar devam eden süreçte FETÖ’yle değil, Erdoğan’la mücadele etti. Ama belli ki burnunun ucundaki FETÖ’cüleri görememiş.

Komagene

Yorum Yazın