Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Hatay Hastanesi
Asi Künefeleri
Kamil Akdoğan

Kamil Akdoğan

Mail: [email protected]

Mal Da Yalan, Mülk De Yalan

 

Mal Da Yalan, Mülk De Yalan

 

Günlerden bir gün, zamanın ünlü bir bilgesi hükümdarın sarayının kapısına gelir.

Muhafızların hiçbirisi saygıları nedeniyle onu durdurmayı denemez.

Bilge, sarayda dolaşa dolaşa sonunda hükümdarın taht odasına girer. Ziyaretçisini hemen tanıyan kral saygıyla ayağa kalkıp sorar:

“Ne istiyorsunuz? Size nasıl yardım edebilirim?”

“Bu handa uyuyacak bir yer istiyorum” cevabını verir bilge.

“Ama burası han değil ki” der kral, hafif kızgınlıkla, “Benim sarayım.”

“Sorabilir miyim: Senden önce bu sarayda kim yaşıyordu?”

“Babam. O öldü ama.”

“Ondan önce kim yaşıyordu?”

“Büyükbabam. O da öldü.”

“O zaman burası insanların kısa bir süreliğine gelip kaldığı, sonra da terk edip gittiği bir yer demek ki. Neden buraya han demeyeyim?”

*****

İlkokul, Ortaokul, Lise, Üniversite derken evlenip çoluk çocuğa karıştık. 

Çocuktuk, genç olduk şimdilerde ise orta yaşa dayandık.

Oysa bu yaşları tasavvur bile edemiyorduk.

 

Yani kısacası geldik gidiyoruz.

Dünya bir han, bizler de yolcu.

 

Giderken ne götüreceğiz ki?

Koskoca bir hiç!

 

Peki ne bırakacağız?

 

Bırakacağımız hoşluklardır, bırakabilirsek ve yararlanılıyorsa ilmimizdir, eserlerimiz ve hayırlı evlatlarımızdır.

 

Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor;

 

“Dört kimse vardır ki, öldükten sonra bile ecir ve sevap defteri kapanmaz:

 

- Allah yolunda hizmet ederken ölen kimse

 

- Öğrettiği ilimle amel edilen âlim

 

- Verdiği para ile yapılan faydalı eser ayakta duran hayır sahibi

 

- Kendisine duâ eden hayırlı bir evlât bırakan kimse."

 

Her şeyin yalan olması gibi, mal da yalan mülk de yalan.

 

Koca Yunus ne güzel söylemiş:

 

“Mal sahibi, mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan mülk de yalan

Var biraz da sen oyalanan.”

 

Sevgiyle kalın

Kamil Akdoğan

Yorum Yazın