Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
arslanoğlu 160x600
arslanoğlu
İsmail Vardı

İsmail Vardı

Mail: [email protected]

Schumpeter ve trenin önünde durmak

Schumpeter ve trenin önünde durmak

 Joseph A. Schumpeter’i 1990’lı yılların başında okuduğumda ( kapitalizm, sosyalizm ve demokrasi ) komünizm’in defin töreni yeni yapılmıştı. Ve ilk aklıma gelen şey bu illet ideolojinin nasıl olur da bu saate kadar sürüyor olduğuydu ?

İleri sürdüğü tezlerin canlılığı o denli reeldi ki adeta buna can dayanmazdı.. Kapitalizmin kendini yenileyen ve rekabet üreten yapısı, yeni üretim metotları, yeni ulaşım yolları ve yeni pazarlar, girişimciler..

Tüm bu etkenler hantal Sosyalist düzeni ekonomik anlamda tarumar etti. Dayanamadı Marks.. Hızını alamayan Kapitalizm bir kez kinlenmiş gibi her şeyi tarumar etmeye devam ediyor. Sadece Kapitalist Ahlak ve öğretilerinin ayakta kalabildiği bir leviathan ile karşı karşıyayız.

Üretim, üretim ve çılgınca tüketimin kutsandığı, toplumsal bazda tüketimin taraflarını KİM’ler olduğunun hiçbir öneminin olmadığı, ahlakın yok sayıldığı ve paylaşma kültürünün manifestosunda olmadığı bir yok oluş macerası..

Evren’in kıyamet senaryolarından biri de   kainatın genişleye genişleye içine çökeceği teorisi gibi içinde beslenip büyüdüğü toptan bir içe çöküş ile yok etme istidadı gösteren toplumsal yapı merkezli kapitalizm...

Öne sürdüğü gelişme argümanlarının önünde hiçbir kuvvetin duramadığı bir virüs ile karşı karşıyayız. Hayatın merkezinde insan olmaktan kaynaklı değerleri yok etme üzerine kurulu sistemi, yolun sonunun geldiği izlenimi vermektedir. 

Komünizmin makina tasarımlı kurgulu sistemi, insanın “Ben” duygusuna tosladı.. Yıkımının temeli hep yeniliğe olan kayıtsız kalan insan modeli, bireyi ve EGO’larını dikkate almayınca kendi hazin sonunu hazırladı. Benzer bir akıbeti inşa eden Kapitalizm, insanı sosyalizmin aksine putlaştırma yoluna gitti. Öyle ki “ Putlaşmaya layık kaşifler “ her şeyi hakederken sadece sıradan insanlar sistemin hizmetkarları olabilecektir.

Hep üretim, hep yeni üretim, insanı pazarlığın Çetin geçtiği  piyasa olgusunda her an yalnızlığa sürükledi. Öne geçme, yarış ve kazanma muhteşem hikayesi bu yolda tutunamayan insanı kaybederken yalnızlaştırırken, kazananı da ihya edemedi. 

Sermayenin güçlü ellerde toplanması insanlığın küresel sorunlarına çare üretmediği gibi sorunları daha da derinleştirdi. Aslında Kapitalizmin Sosyalizm ile girdiği bu savaşın galibi maddi anlamda var gibi gözükse de tek kaybedeni İnsan olmuştur.

Aile, Şehir, Çevre gibi maddi değerler yanında bireyin iç dünyasında yalnızlaştığı ve insani kavramlara uzaklaştığı bir süreci yaşamaktayız. İnsanlık son üç yüz yıldır bu iki dayatma ile karşı karşıya kaldı. 

Hep bir üçüncü yol vardır. Yeter ki İnsan merkezli düşünülüyor olsun. Zenginliği birileri için tahakküm aracı olmaktan çıkaran İslam, hantallığa, tembelliğe de şavaş açmaktaydı. Sorunun kaynağını teşhis edemeyince çözüm yolunda sağlıklı yol alamamaktayız.

İnsanı tüm bedensel ve ruhsal ihtiyaç sahibi olan toplumsal bir varlık olarak görmek sorunlara çare üretecekken, bunu göz ardı eden yaklaşımlar üretim tüketim bölüşüm merkezlerinde arıza verecektir. 

Kapitalizmin bireyi yanlızlığa ve depresif hastalıklara sürüklediği gelişme ideolojisi, faydacı olma noktasında derin sorgulamalar getirmektedir. Hele hele az gelişmişlik girdabında debelenen çoğunluk insanlık alemi, kalkınma yolunda üretim merkezlerini ulaşım ve hammaddeye erişebilirlik ilkelerine göre dizayn etme yolunda bireyi geçmişinden koparan bir kitlesel intihara sürüklemektedir.

Hülasa genel hatlarıyla ifade etmeye çalıştığımız sistemsel arızalar toplumsal akılda travmalara sebep olmaktadır. İnsanlık insan olmaktan kaynaklı kopuşlara bir yerde sessiz kalamayacaktır. Bize düşen görev, insanı esas alan, bedensel ve ruhsal bir varlık olarak tasavvur edilen bir öge olduğunu hatırlatmaktır. 

Konuyla bir yönüyle bağlantılı olmak bakımından ülkemizdeki Başkanlık Sistemi ile oluşturulan “ Üst Kurul “lara bir ilave Sosyoloji Üst kurulu oluşturmak gerektiği önerimdir. Zira bu konuda hem siyaset sahasında hem ekonomik alanda ciddi eksiklerimiz mevcut. Allah’a emanet olunuz...