Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Yükseliş Koleji
Yılmaz Tuhafiye
Halep Tur
Nizamettin DURAN

Nizamettin DURAN

Mail: [email protected]

Gönül Kahvesi

Tartışmaların Kibar Adamı! (I)

Tarkan

Tartışmaların Kibar Adamı! (I)

Nizameddin Duran

[email protected]

 

Sayılı gün ne de çabuk geçiyor. Daha dün gibiydi, 15 Haziran 2017’de bir iftar vesilesiyle Üstat Nuri Pakdil’i ziyaret edişimiz. Evet yaşı ilerlemişti, ama dinçti, bir genç gibi sorguluyordu. Uzun uzadıya sohbet etme imkânını bulmuştuk, bu ziyaretimizde. Tanışma faslıyla beraber, verdiği kâğıda adımızı, telefonumuzu, nereli olduğumuzu kitabi harflerle yazmamızı istemişti. Sohbetimizin başında kitaplarını okuyup okumadığımızı sordu. “Sükût”unun bir parçası değildik şüphesiz, zira ziyaretinde bulunan Sebilürreşad ailesinin her bir ferdi onun eserleriyle haşir neşirdi. Ta 1975 yılında Edebiyat dergisiyle tanışmıştık. Bize tanıtan Adana İHL. Müdürümüz rahmetli Sait Kırmacı Beyefendi’ydi. Allah gani gani rahmet etsin.

‘Kuşkusuz en etkili ve evrensel silah kelimedir, okumadığın gün karanlıktasın’ “sözünün sahibi Nuri Pakdil okunmaz mı, okunmadan edebiyat ve düşünce dünyası anlaşılır mı, daha da ötesi, insanın kendisi anlaşılır mı?” demiştik yazımızda. Yine onun, “Düşüncenin asaletini temellendirdi hep dizelerinde ve satırlarında. Sağcısına da solcusuna da yerliliğin ne demek olduğunu gösterdi. Yabancılaşan ve Batı kaynaklı olan solculuğun yerli değerlerin ürünü olmadığını anlattı, onlara. Ve gerçek bir ‘devrimci’nin nasıl olması gerektiğini bizzat kendisi kendi hayatında gergef gibi işledi. Toplumun sorunlarına ancak yerli bir düşüncenin deva olabileceğini gösterdi. Ayırt etmeksizin bütün yazarlarımızın birbirlerini anlamaya çalıştıkça, tartışma bir suçlama olmaktan çıktıkça, yurdumuzun görüntüsüne belki bir iki damla aydınlığın düşebileceğini de söyleyen kişi odur.” dediğini belirtmiştik.

Görüldüğü gibi buram buram insan odaklı, insan sevgisiyle kuşanmış bu kibar ve bilge insan, söyleyeceklerini inancına yakışır bir üslupla söylemektedir. ‘lisanı leyyin= yumuşak dil’le. Kırmadan dökmeden yapar bunu, çünkü insan sevgisi inancının temelini oluşturmaktadır. “insanın içindeki buzullar; sanatın, edebiyatın verdiği ısıyla, insan sevgisiyle kolayca eritilebilir.” sözleriyle bu inancını bayraklaştırmıştır. Tartışmalarını bir kavga psikolojisiyle değil, munis, şefkat, merhamet ve insana yararlı olmak düşüncesiyle, Yaratıcı’nın razı olacağı bir dille yapardı. Sormuştum ona Melih Cevdet Anda’yla kapışmalarını. Gülmüştü ve “Güzel şeylerdi” demişti. “Evet, hakikaten güzel şeylerdi o tartışmalar. Fikri teatiler, edebi bir üslup çerçevesinde gerçekleştiğinden, ilmi ve doyurucu oluyordu. Bir şeyler anlatmayı amaçlıyordu. Çok faydalandık o tartışmalardan, siz ona sohbetlerden de diyebilirsiniz; seviyeli ve medenice yapılıyordu. Bunu anlatan Üstadın “Biat II” isimli kitabında “Melih Cevdet Anday’la Kapışma”ya dair iki yazısı bulunmaktadır, okumanızı tavsiye ederim. Kendimizi, çevremizi ve insanımızı anlamak istiyorsak bu bilge adamı okumamızın faydalı olacağı kanaatindeyim.” demiştim.

Nuri Pakdil esasen "Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak" anlayışıyla insanları uyararak onlara faydalı olmak İster, gerçek ve en doğru hakikati haykırarak. Fakat söylemindeki derinlik ve temellendirme başkalarını rahatsız edip de onu ilzam etmeye çalıştıklarında güzel bir dil ve mantıklı muhakeme ile onları aydınlatmaya çalışır. İşte Melih Cevdet Anday ile olan tartışmaları bu şekilde başlamıştır. Anday, 5 Nisan 1974 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan 'Bir Karşılaştırma' yazısıyla, Edebiyat dergisi ve bu derginin yayınlarından çıkan Batı Notları ve Medeniyet Üzerine kitaplarla ilgili düşüncelerini belirtmiştir. Yazarlarının Türkçe sözcük kullanmaya önem verdiklerinden, Batılılaşmayı eleştiren görüşlerinin kimi solcu yazarların 'kültür emperyalizmi' ve 'Batı öykünmeciliği' diye yakındıkları durumla ortaklık, hiç olmazsa benzerlik belirttiği sonucuna varmaktadır. Pakdil, Anday'ın bu ve benzer görüşlerini 5 maddede toplamıştır: 1- Acaba sol mu sağı yoksa sağa mı sola etkiledi buluşma gerçekleşti? 2- Yoksa bu benzerlikler aynı koşullarda bulunmanın olağan sonuçları mı? 3- Karşıtlık dinci görüş ile sol görüş arasında değil, burjuva- kapitalist görüş ile sol görüş arasındadır. İyi ama bunlar kendilerine niçin sağcı diyorlar? 4- Dinci bir toplum kurmak eğilimi 'sol' bir eğilim sayılabilir mi? 5- ... 1960 kuşağının solcu ozanların yazdıklarından hiçbir ayırım göremedim doğrusu, biçim olarak da, deyiş olarak da benziyorlar birbirlerine. Peki, hani öz biçimi belirlerdi?

Bu yaklaşıma Nuri Pakdil şöyle cevap verir: “... Tartışmayı yapanların, tartışırlarken yazdıkları, söyledikleri deyimleri, sözcükleri aynı anlamlarda, hiç olmazsa yaklaşık anlamlarla algılamaları zorunludur...

Bu söylediklerimin en iyi örneği, 'sağ' ve 'sağcı' sözleriyle ne anladığımızdır... İslam'a göre sağ ve sol ayırımı Batılı bölümlemeden ayrılır... Ne ki, Batılı bölümlemeden yola çıkıp Edebiyat dergisini 'sağcı' edebiyat dergisi olarak nitelendirmesi yanlıştır... Aslında, kimi solcu yazarların, 'kültür emperyalizminden', 'Batı öykünmeciliğinden' yakınmaya hakları da yoktur. Çünkü yakınır göründükleri bir 'vasat'ta ancak varlıklarını koruyabilmektedirler, hatta kültür emperyalizminin, Batı öykünmeciliğinin yabancılaştırdığı, kendi kültüründen uzaklaştırdığı, bir garip, tuhaf, acayip ulus oluşumuzdan sonradır ki, oluşmaya başlamıştır sol düşünce. Batılılaşma, fideliği olmuştur solun Türkiye'de... İslamcı yazarlar, Müslüman oldukları için karşıdırlar Batıcılığa, tüm kültür emperyalizmine, peki, solcular niçin karşı olsunlar Batıcılığa? Hem sonra, Marksçılık da, Batı ürünü değil midir? Türkiye'de İslam'ın dünya görüşüne inanmadan karşı olunamaz Batıcılığa... Acaba, Melih Cevdet Anday, 'din' sözünden ne anlıyor? ... Batı toplumunda söz konusu edildiği anlamda bir kavram mı düşünüyor?.. Sonra ‘özün, biçimi belirlediği de, her zaman, mutlaka doğru değildir... Mehmet Akif ile Tevfik Fikret aynı ‘öz’ü mü anlatıyorlardı? Yine onlar, kuşkusuz ufak deyiş farklılıkları olmakla birlikte yine aynı biçimi, aynı 'vezni' kullanarak söylemiyorlar mıydı farklı 'öz'lerini?"

Bu şekilde ifade ettiği tartışmalarını, tarihe not düşecek şekilde beylik bir cümle ile taçlandırıyor, merhum: "Yazarlar birbirlerini anlamaya çalıştıkça, tartışma bir suçlama olmaktan çıktıkça, yurdumuzun görüntüsüne, belki bir iki damla aydınlık düşebilir."

 

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası

Kapan Mobilya

Yorum Yazın

Esmergil
İstanbul Oto Gaz