Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Yükseliş Koleji
Yılmaz Tuhafiye
Halep Tur
Mehmet TAZEOĞLU

Mehmet TAZEOĞLU

Mail: [email protected]

Gönül Kahvesi

YAZILACAK ÇOK ŞEY VAR DA, YAZILACAK BİR ŞEY YOK!

Tarkan

 

YAZILACAK ÇOK ŞEY VAR DA, YAZILACAK BİR ŞEY YOK!


Dostlar! Aslında bir makalenin, bir metnin başlığı genellikle yazı yazıldıktan sonra atılır.

Öyle zannediyorum yazarlar da öyle yaparlar.

Kendimi bir yazar olarak görmesem de; bu gün güncel meselelere dair bir şeyler karalamak istedim ve nedense yazmadan önce  bu başlığı atıverdim.

Belki başlık, güncel siyaset ve memleket meselelerine dair söylenecek şeylerin “Söylenebilme zorluğu” belki de Orhan Veli’nin mısralarında; 
“Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.” diye ifade ettiği ruh halinin benzer bir yansımasıdır.

Kim bilir...
Yazılacak çok şey var gel de yazma!

Yazılacak hiç bir şey yok, gel de yaz!


Mesela, CHP’den biri Külliyeye gitti; araç şu marka şu plakalı, dizel, 2000 motor, sağ çamurluk değişmiş, iki kapısında boya var, km’de 40 kuruş yakıyor vb gibi önemli bilgiler ışığında, siyasetin ve devletin tüm isimleri CHP’nin genel başkanlığını “İnceden inceye” dizayn etmekle meşgul...

Al sana “Yazılacak çok şey var!” Gel de yazma!..
Herkes yazdı, konuştu zaten, sen neyi yazacaksın? Zaten yazılacak bir şey de kalmadı.

Al sana “Yazılacak hiç bir şey yok!”
Mesela farklı kaynaklardan ülkenin ekonomik verilerine ve durumuna bakıyorsun; bir yanda almış başımızı gitmişiz de haberimiz yok.

Lüks yaşam ve düğün derneklere dair örnekler, makam odası ve makam aracı saltanatları, yatlar, katlar, süsler püsler, altın ve mücevher fuarları...

Necip Fazıl’ın “Güneşe göç var da kalan biz miyiz” tabirine yakın bir ifadeyle ülke adeta uçuyor!

Al sana “Yazılacak çok şey!”

Gel de yazma...

Yazılmaz mı hiç bunca güzel şey? 
Diğer yanda ekonomik duruma bağlı olarak; artan intihar vakaları, kredi kartı mağdurları, artan işsizlik verileri, tüketim maddelerine gelen zamlar, artan aile dramları ve kadına  yönelik şiddet olayları, vs vs...

Gel de yaz bunları...

Yazamazsın çünkü ekonomik duruma kötü laf etmek vatan hainliğiyle eşdeğer sayılıyor maazallah!

Hadi gel de yaz bakalım. Yani al sana gül gibi “Yazılacak hiç bir şey yok!”
       Ak Partinin bariz ve de basit hatalarla CHP’ye kaptırdığı belediyelerdeki durumları da yazmak istersin de yazamazsın.

Yazamazsın çünkü yazarsan “Kazan dibin kara, seninki benden kara” veya “Dinime küfreden bari müslüman olsa” alt başlıklarını da atmanız gerekecektir.

Ya da “Bizimkiler de çalıyorlar ama hizmet de ediyor keratalar” veya “Sizin israfınız bizim israfımızı döver kardeşim!” gibi söylemlerle ucube birer savunmayı da beraberinde yapmanız gerekecek...
Neyse işte, ben az söyleyeyim siz çok şey anlayıverin artık...
Konuyla direk alakası olmasa da yazıyı neşelendirmek maksadıyla aklıma gelen bir Kayseri fıkrasını da eklemek isterim.
Hali vakti yerinde, yaşlıca, Kayserili Ahmet Amca satın aldığı iki kilo pastırmayla yürürken; genç bir hırsız pastırmayı kaptığı gibi kaçmaya başlar.

Tabi amca da arkasından koşup onu yakalamak ister. Durumu gören çevredeki ahâli:
“Ya Ahmet amca! Hiç sana yakışıyor mu? Halin vaktin yerinde, bırak o pastırmayı da o çocuk yesin!” der. 
Amca nefes nefese kalmışken durur ve ahaliye cevap verir:
“Yahu ben pastırmanın çalınmasına üzülmüyorum ki, bu çocuk düzgün kesemez bunu kesemez! der.
Malum bir Kayserili için pastırmanın en önemli yanı, onun güzelce ve ince ince kesilmesidir. 
Benim de naçizane yazarlara ya da yazılanlara bir şey dediğim yok; BENİM ÜZÜLDÜĞÜM DOĞRULARI YAZMIYORLAR MAALESEF YAZMIYORLAR!
Kalın sağlıcakla...

 

Kapan Mobilya

Yorum Yazın

Esmergil
İstanbul Oto Gaz