Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Yükseliş Koleji
arslanoğlu
Halep Tur
Serdar Kayhan

Serdar Kayhan

Mail: [email protected]

Ovalı

YENİLMEKTEN  VE EZİLMEKTEN  HAZ DUYMAK

Tarkan

 

YENİLMEKTEN 
VE EZİLMEKTEN 
HAZ DUYMAK

Medeniyet karşısında geri kalmayı kanıksayıp buna rıza göstermek ve bundan rahatsızlık duymamak bir millet için tek kelime ile zillettir.

Lakin bir de zilletin dibi vardır.Bu da geri kalmışlığı bir erdem olarak görmeye başlamak ve bundan tarifsiz bir haz duymaktır.

Son yüzyıl'ı ele alalım.

İnsanlık tarihinde Almanlara ve Japonlara yeni bir vahiy gelmediğine göre onları bizden ileriye götüren sebepler ve faktörler nedir?

Almanları dünyanın en mükemmel otomobillerini yaptıran güç ile japonları dünya teknolojisinin Zirvesine taşıyan güç nedir.?

Peki bizi geri bırakan güç nedir? 
Fıtratımızda ilgili bir sorundan şüphelensek tarihteki başarıları nereye koyacağız?

Sorunu kendimizde değil başkalarında başka sebepler de aramak, tembelliğin ve aptallığın en yalın halidir.

Bulunduğu geri kalmışlıkla utanç duymayan ve eziklik yaşamayan insan bedenen yaşıyor olsa da ruhen ölü bir insandır.

Gelişmiş ülkelerin toplumsal yaşantılarına baktığımızda şunları görüyoruz. Özellikle yurt dışındaki gurbetçilerimizin şu sözü çok ilginçtir Bizler Almanlar gibi çalışsak dünyanın en güçlü devleti oluruz. Demek ki onlar bizim hayallerimizin çok ötesinde çalışıyorlar. 

Peki biz Almanların ne kadar çalıştığını bilmeseydik kendi çalışma sistemimizi mükemmel zannederdik değil mi Almanlar kimi örnek alarak çalışıyorlar acaba?

Avrupa'nın gelişmiş ülkelerindeki insanlar Hayatı nasıl yaşıyorlar. Adaleti , erdem'i, ahlakı nasıl anlıyorlar. Hukuk'a saygıları nedir? Nasıl bir hukuk dizayn ediyor nasıl bir devlet sistemi inşa ediyorlar. Bizden farklı yönleri nedir bizden fazlalıkları nedir bizden noksanlıkları nedir?

Şu asla unutulmamalıdır ki kamunun imkânlarını haksız yere bölüşerek zenginleşmek devleti güçsüz bıraktığı gibi bizleri de büyütmeyecektir.  Kısa vadeli sarhoşluklar bizi asla aldatmasın.

Birey ile devlet arasındaki ilişkilere, eğitim sistemine, hukuk ve adalet yapısına baktığımızda  bu ülkelerdeki başarıların tesadüfi olmadığını görüyoruz .

Zira dünyadaki hiçbir başarı tesadüf değildir.
Yatarak ve çalışmadan zengin olan bir toplum düşünülebilir mi.?
Ama çalışarak başarılı olmuş zengin olmuş onlarca toplum ve devlet gösterilebilir.

Peki bu gerçeğe rağmen kendimizi kandırmaktaki hikmetimiz nedir?
Kendimizi kandırdıkça birbirimizi de kandırmaya başlamıyor muyuz?Birbirimizi kandırdıkça yenilginin rehavetine hep birlikte girmiyor muyuz? Bir müddet sonra yenilgiyi kanıksayıp buradan kurtuluşun imkansız olduğu algısına kapılmıyor muyuz?

Şimdi can alıcı soruyu soralım.

Biz ne zaman kendimize geleceğiz,  bu eziklik kıyamete kadar devam edecek mi, bizim yapamadığımızı çocuklarımız yapabilecek mi? Ya da çocuklarımıza yapabilecek bir ortam bırakıyor muyuz? 

Daha da önemlisi biz kendimize gelmeyi arzu ediyor veya düşünüyor muyuz?
Ya da yaşadığımız zillete alıştık ve buna karşı bir bağımlılık duygusu mu geliştirdik?
Ya da bu zilletten artık keyif mi almaya başladık?

İşin en kronik ve trajik  hali budur. Yani çözümü imkansız düğüm noktası.  Başarısızlığı kanıksamak ve başarısızlıktan keyif almaya başlamak.
Başarıya ihtiyaç duymamak, ezilmek, horlanmak ve küçük düşmek ve bundan zerre kadar utanç ve acı duymamak.

Oysa ki biz sadece kendimizden ibaret değiliz biz kainatın en mükemmel dinini taşıyan ve bunu üzerimizde temsil eden insanlarız .

Ya İslamin temsilcisi ya da savunuculuğundan  vazgeçmeli ya da hakikati bulup mükemmele ulaşmaliyiz. Mevcut durumu devam ettiremeyiz. Biz devam ettirmek istesek bile kainatın kanunları gereği  bunun mümkün olmadığını bilmek zorundayız.

Aksi takdirde hem kendimize, hem insanlığa, hem Allah'ın dinine zarar vermekten bir türlü kurtulamayacağız.

Çünkü kendi dinlerinde kendi mezheplerinde tatminsizlik yaşayarak birtakım çelişkiler karşısında boşluğa düşen insanların yeni bir din anlayışıyla bizim mahalleye yönelmeleri ve bizim hali pür melalimiz nedeniyle dinimizi araştırmaktan vazgeçen insanların olduğunu artık görmeliyiz.

En büyük körlük aklın ve vicdanın körlüğüdür. Unutmayalım ki gözleri görmediği halde nice başarılara imza atan insanlar vardır ancak aklını körleştirmiş bir insan için hayat sona ermiş demektir..

Serdar Kayhan

Kapan Mobilya

Yorum Yazın

Esmergil
İstanbul Oto Gaz
Yükseliş Koleji