Reklamı Geç
Zeno Mobilya
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
yükseliş
Figen Balamir

Figen Balamir

Mail: [email protected]

ACI

ACI

Modernite acıda tıbbın bir an önce ortadan kaldırılması gereken bir arkaizm görse de insan acıdan her zaman kaçamaz. Çünkü acının sosyal işlevleri de vardır. Acı her yöne çekilebilen bir enstrümandır.

Geçmişte iyi bir Hıristiyan, acı çekerek İsa’ya bağlılığını gösteririken günümüzde acı çekmenin iyi bir Hıristiyan olmanın bir göstergesi olduğu kabul görmemektedir. David Le Breton, Acının Antropolojisi adlı kitanında acının insanı kendinden koparması ve sınırlarıyla yüz yüze getirmesi anlamında kutsal bir yara olduğunu söyler.

İnsan acı çektiğinde hayata bakış açısı değişerek yaşama coşkusunu hatırlayarak onun değerini anlar. Acı insanda yaşama zevkini oluşturan alışkanlıklar ağını parçalar ve bize ne kadar geçici ve güçsüz olduğumuzu öğretir aynı zamanda.

Bu satırlar acının daha çok tıbbi alana havale edilen fizyolojik hastalıklara bağlı yönünü vurgular. Diğer taraftan acı ruhsal olarak da insana ait bir olgudur. İnsan acı çektiğini fark ettiği zaman insan olduğunun ayırdına varacaktır. Palyatif Toplum adlı kitabında Byung-Chul Han sadece hakikatlarin acı verdiğini söyler. Ona göre acı olmadığında kör ve hakikate kapalıyızdır. İnsan acı çektiğinde gerçek anlamda sever.

Acı bağdır. Günümüzde insanlar acı verebilecek yoğun bağlardan uzak durmaktadırlar. Bu nedenledir ki tüketim niteliğindeki aşkların bitişi acı vermez insana. Ancak canlı ilişkiler ve gerçek birliktelikler bozulduğunda acılı olur. Canlı ilişkiyi ölü olandan ayırt eden en önemli şey kopuşlarda yaşanan acıdır.

Günümüz toplumlarında acı, tıbbi alana havale edilerek ruha ait olandan soyutlanmıştır. İnsanlar acı çekmemeye ve mutlu olmaya şartlanmış hale gelmişlerdir. Medya ve yayın sektörü, başta olmak üzere politika üretenler dahi insanın özüne ait olan bir olgu olan acıyı bireyden söküp almak üzere sözleşmiş gibidir. Kişisel gelişim kitapları, yaşam koçları, psikologlar el birliği ile inanın “iç-gözlem” yaparak kendi varoluşuna dair farkındalığına bilerek ya da bilmeyerek engel olmaktadırlar.

Chul Han’ın dediği gibi toplum olarak anestesi almış halde duyarsız ve duygudan arınmış ve devamlı mutlu olmaya odaklı bir yaşam sürmekteyiz. Bizi bu

haz odaklı durumdan çıkaracak ve hayata bakışımızı derinleştirecek gerçekliklere ihtiyacımız var.

Kapan

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Güneyler