Reklamı Geç
Muzaffer Tuncer Black White
Abdullah Diril Eylül Ticaret
Haas Taş Sanatları
326 Textil Çavuşoğlu
Nizamettin DURAN

Nizamettin DURAN

Mail: nizamettinfacebook@facebook.com

Ahmet Yetişen, M. Şah Vakıf İşhanı ve Lütfü Savaş’ın Gafları! (I)

 

Ahmet Yetişen, M. Şah Vakıf İşhanı

ve Lütfü Savaş’ın Gafları! (I)

Ahmet Yetişen kardeşimizin Beyaz Haber’de yayınlanan 09.06.2021 tarih ve “Bu Kaçıncı Gaf Lütfü Savaş” başlıklı yazısını okudum. Yazı baştan sona kadar olumsuzlamaya yönelik olarak kaleme alındığı fark ediliyor. Benim en çok merak ettiğim, Sayın Başkanımızın hata yaptığında değil de inandığı gerçekleri söylediğinde sesimizi yükseltmemizin altında hangi saiklerin yattığıdır. Tamam, belki görüşümüze aykırı olabilir söyledikleri, belki de biz bir yerlere “ben buradayım, beni görün!” anlamında bir mesaj gönderiyor da olabiliriz. Bu duruş ve tavır bizim hakkaniyetli olmamızı ortadan kaldırmak için makul ve geçerli sebep midir?

Bu memleketin evladı olarak, mevcut yasal prosedüre, Antakya Koruma İmar Planına ve vakfın vakfiyesine aykırı olduğu halde “şehir meydanı” yapma bahanesiyle köprübaşındaki vakıf malının üzerine konma girişimine neden ses çıkarmadınız? Yoksa çıkardınız da biz mi vakıf olamadık? Bu konuda tarafımızdan yazılmış “Şahit Ol Ya Rab!” ve “Vakıf Ruhuna Vakıf Olmak” başlıklı iki yazımızı okumamış olamazsınız. Daha önemlisi, M. Şah Vakfı İşhanı’yla ilgili olarak Başkanın 9 Mayıs 2021’de, HRT Akdeniz TV’de, şehir meydanı yapmak için orayı almak istediklerini, ancak altının temiz olması gerektiğini, çünkü altına otopark yapacağını, aksi takdirde almayacağını açık açık ifade etti. Eğer şehir meydanı yapmaksa niyet, altı belediyeyi neden ilgilendirsin? Anlaşılan o ki, şehir meydanı kılıfıyla esas niyetin zeminin altına otopark yapıp rant elde etmekmiş… Mithat Kalaycıoğlu’nun ısrarla altında zaten otopark vardı sözlerine rağmen, olmadığını iddia eden Başkana, şıracı-bozacı misali, Ömer Cihangir’in, olmadığı yönündeki Başkana olan trajikomik desteği, dikkatlerden kaçmamıştır. Ne yazık ki, şehrimizi tanımayanlar bize “şehir meydanı”ndan söz etmektedir. Nasıl bir cesarettir bu, konu hakkına bilgimiz olmadan kamuoyuna mutlak doğruymuş gibi bilgi vermeye kalkışmak! Evet, Kalaycıoğlu doğru söylüyor, Vakıf İşhanı’nın altında otopark vardı. Ve o otopark, 06.01.1994’te Seydi Yıldız tarafından kiralanmıştır. Daha sonra da bir başkasına devredilmiştir.

Allah bu ya, esas niyetlerini kendi sözleriyle ortaya çıkarmıştır. Tıpkı Koca Ragıp Paşa’ya atfedilen sözde olduğu gibi; ''Şecaat arz ederken merdi Kıpti sirkatin söyler". Ayrıca paranın kendilerine emanet edilmiş olduğunu, kanunlar önünde belki hesabının verilebileceğini, ancak yerin altında verilecek hesabın daha önemli olduğunu, söylerken Vakıf mallarına, vakfiyesine aykırı olarak el uzatmanın hesabının nasıl verileceğini keşke bir düşünse Sayın Başkan… Bunu bildiği halde, “tamam, vakfın bedduası var, şudur budur, ama vakıflar hayır kuruluşlarıdır, yani. O zaman memlekete hayır yapacaksınız…” demiş olması, eminim ki, rahmetli annesinin kemiklerini sızlatmıştır.

Bu açıklamayla, zurnanın zırrrt dediği noktaya geldik. Vakfın, vakfiyenin ne olduğunu, vakfetmenin mahiyetini ve deruni manasını bilmeyenlerin ancak sarf edecekleri sözlerdir bunlar. Burada vakfın, sair sosyal kurumlarla karıştırıldığı nasıl da belli! M. Şah Vakıf İşhanı, hayra yönelik bir akar değil midir? Siz, fakir fukaraya dağıtılan yemeklerin, öğrencilere verilen bursların, dul, yetim ve engellilere bağlanan maaşın kaynağının nereden olduğunu zannediyorsunuz?

Sayın Başkan, yer altından maksat, uhrevi hesabı kastediyorsa ki öyledir. Yarın indi ilahide o muhterem annesinin (rahmet diliyorum) huzurunda, Vakfa uzanan elinin hesabı sorulduğunda, mahcup olmayacak mıdır?

Diğer taraftan her vesileyle sosyal demokratlıktan dem vuran HRT programın katılımcıları da her ne hikmetse bu vahim niyet ve proje karşısında dillerini yutmuşlardır. Ne fakirin lokması, ne de garip gurabanın aşı akıllarına gelmiştir. Dedik, bir daha diyoruz, Allah bu ya, hiçbir şeyi gizli bırakmaz, hele ki kişilerin örtülü niyetlerini kamunun huzurunda açığa çıkararak gerçek niyetlerini ve yüzlerini gösterir.

Evet, Sayın Yetişen, bütün bu olan gelişmeler uzayda değil, Hatay’da, Antakya’da oluyor. Sosyal Demokrat çizgisi içerisinde olan zati alinizin, garip gurabanın ekmeğine, aşına tasallut eden bir gelişmeyi duymamış olabilir misiniz? Eğer duyup da susmuşsanız siz, Sayın Başkana söz söyleme hakkını kaybetmişsiniz demektir. Yok eğer duymamışsanız, hem de bir basın mensubu olarak, görmeyen ve duymayan biri olarak neyi sorgulayabilirsinizki?

Bu halinizle Siz ancak, Lütfü Savaş’ın Gaflarını sayarsınız. Ne maksatla saydığınızı da önümüzdeki yazıda izah edeceğiz inşallah.

youtube

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT