Reklamı Geç
Massima Çavuşoğlu Mobilya
Bulut Oto Cam
Muzaffer Tuncer Black White
Bulut Oto Cam
Nizamettin DURAN

Nizamettin DURAN

Mail: nizamettinfacebook@facebook.com

Ahmet Yetişen, M. Şah Vakıf İşhanı ve Lütfü Savaş’ın Gafları! (II)

 

Ahmet Yetişen, M. Şah Vakıf İşhanı

ve Lütfü Savaş’ın Gafları! (II)

 

Sn. Ahmet Yetişen’in, Sn. Lütfi Savaş’a karşı bu tavrının sebebi ne ola ki?

Geçen yazımızda, Sayın Ahmet Yetişen’in Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Lütfi Savaş’ın gaflarını konu alan yazısı üzerine giriş yapmıştık. Bu yazımızda da Yetişen’in bu konudaki rahatsızlığının arka planını anlamaya çalışacağız.

Sn. Yetişen’in, Vakıf malına teaddi gibi çok önemli bir konuda tepkisiz kalıp da burada feryat etmesinin sebebinin anlaşılamadığını belirtmek isterim. Şimdi söz konusu etmeye çalıştığımız meseleye bakalım. Olanı biteni irdelersek belki mevzu daha iyi anlaşılır.

2018 seçimlerinde aday adayı olup da sıralamaya giremeyen Yetişen’in, sıraya girememesinin sebebini ve arka planını duayen bir gazeteci olarak araştırması ve öğrenmesi gerekirken, bunu yapmıyor da adeta kendisini sıralamaya koymayanlara yaranma içgüdüsüyle Başkan Şavaş’a saldırdığı görülmektedir. Ve bu durumun Stockholm Sendromunu çağrıştırdığı söylense kim ne diyebilir?

Sn.Yetişen, Başkanla ilgili olarak ne demiştir?

“Bir programa katılan HBB Başkanı Lütfü Savaş, program yapımcısı Haşim Ertürk’ün sormuş olduğu, büyükşehirdeki kadrolarında CHP li lere yer vermemesinin tabanda tepki topluyor sözlerine karşılık, getirin bana yetişmiş CHP’li kadroya alayım diyerek adeta kendisini bu makama getiren seçmenlerle alay etmiştir, Haşim Ertürk bu cevaba müdahale ederek Türkiye’deki en iyi yetişmiş kadroları CHP’de başkanım deyince, Lütfü Savaş adeta başkanı olduğu partiyle dalga geçer gibi söylemlerde bulunmaya devam etti…”

Bu eleştirel iddialar, iki yönden ele alınmayı gerekli kılmaktadır:

Birincisi, beğenirsiniz beğenmezsiniz, şahsına münhasır bir idarecilik anlayışı vardır ve elinden geldiği kadar kendi iline hizmet etmek istemektedir. Halkın teveccühü de bu yönde olmuştur ki, ikinci kez girdiği seçim için Yetişen, “seçimleri büyük farkla kazandı” demiştir. Bu başarıya sevinmesi gerekirken de, her ne hikmetse “bu ikinci seçim zaferi ne yazık ki Lütfü Savaş ve etrafındakilerde güç zehirlenmesi yaşanmasına sebep oldu” şeklinde bir açıklama yapmıştır. Ve daha vahimi, iddiasını güçlendirmek maksadıyla “AKP belediye başkanıyken de seni o makama getirenlere karşı tavırlarını iyi biliyorum. Son derece yetişmiş bu işlerin uzmanı olan aile fertlerinle birlikte, Büyükşehir’i aile şirketi gibi yönetmeye devam edin. CHP ailesi senden özür bekliyor başkan... Ha diyorsan ki CHP olmazsa başka partiye giderim o da senin bileceğin iş, nasıl olsa parti değiştirmelere alışmışsın” demiştir. Oysa Yetişen’in bu cümleleri, ilzam etmeye çalıştığı Başkan’dan önce, Milliyetçilikten Sosyal Demokratlığa savrulan Haşim Ertürk’e yöneltmesi gerekmez miydi? Gerekmez; çünkü hedefi Başkandı! Eğer Başkan o cümleleri kurmamış olsaydı, ne güç zehirlenmesinden söz edilecekti ne de aile şirketinden…

Sn. Yetişen’in açıklamaları üzerinde durmayı da zait görüyorum doğrusu. Mademki Başkan’ın Cemaziyelevvel’i biliniyor, o zaman ne diye kabul edildi? Burada sorgulanması gereken değiştiren mi, yoksa bile bile lades diyerek kabul eden mi? Yoksa her ikisi de mi?

İkincisi, “getirin bana yetişmiş CHP’li kadroya alayım” diyen Başkan haksızsa, Sn. Yetişen’in bir türlü vekil sıralamasına alınmayışını, bu mantığa göre izah etmesi gerekir. Yok, eğer Başkan haklıysa, evet, demek ki, görevi yürütecek yetişmiş kişinin olmadığını göstermektedir. Bu durumda Başkan’a söylenecek bir şey kalmamış oluyor.

Diğer yandan, sırf Başkan’a yüklenebilme adına doğru-yanlış her fırsat kaçırılmak istenmemektedir. Ne ki, Yetişen, bir yıl öncesine giderek, hukukun sonuçlandırıp sonuçlandırmadığı bilinmeyen bir konudan hareketle Başkan Lütfi Savaş’a yüklenmesi de calibi dikkattir!

“Geçtiğimiz yıl içerisinde önce HATSU genel müdürü Mehmet Çaparali yanında çalışan bir müdürü hakkında sarf ettiği iddia edilen ayrımcı söz yüzünden aylarca Antakya da çok büyük tepkiler gösterildi bu tepkilere ve baskılara dayanamayan Lütfü Savaş, Mehmet Çaparali’yi emekliye ayırmak zorunda kaldı.”

Sn. Yetişen, hukuka intikal etmiş bir meseleyi diline doluyor. Sormazlar mı, bu konuyla ilgili olarak kim iddia etmiş, delili nedir? İddia, sahibi tarafından hukuka intikal ettirilmesi gerekmez miydi? Ettirilmediyse neden ettirilmedi? Üzerinde tepinmek için mi? Hukuken sübut bulmayan bir konu üzerinde polemik yapmak ahlaki midir?

Gelelim siyaset arenasındaki gel gitlere… Daha dün denecek bir zaman diliminde, Ak Parti’de Akademisyen-Yazar aynı zamanda Ovanın temsilcisi olması hesabıyla Hüseyin Yayman’a karşılık CHP, yine

Ovada karşılığı olan Hatay Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Yetişen’i getirerek oyları dengelemek istiyor. Yazı şu cümleyle noktalanıyor: “Siyasi hesaplara kurban gitmezse Ahmet Yetişen CHP için bir taşla çok kuş vurma karşılığını getirebilir” deniliyor. (24 Mart 2015- https://www.hatayvatan.com/yaymana-karsilik-ahmet-yetisen.html)

Peki, sonuç? 24 Haziran 2018 milletvekili seçimleri için YSK'ya teslim edilen listede Ahmet Yetişen yok! Neden olmadığını hiç düşündü mü Sayın Yetişen? Söylendiği gibi yoksa siyasi hesaplara kurban mı gitti? Yahut da Başkan Lütfi Savaş’ın yetişmiş kadronun olmadığı iddiasını doğrulamakta mıdır? Aslına bakarsanız, Başkanı destekler mahiyette Hatay’a hizmet bağlamında biri hariç Hatay’ın milletvekillerinden hiçbirinin katkısının olmadığını ifade eden basın mensupları da vardır; ancak onlar da maalesef, sureti haktan görünüp konuyu mecrasından saptırma gayretlerine düştükleri görülmüştür:

Ferit Lif ve Çetin Cemali’nin 04.06.2021 tarihli Hatay Diken gazetesindeki yazılarında, “Hatay’a devlet hizmetlerinin ve yatırımlarının getirilmesi adına, Hatay’ın 11 milletvekili arasında sadece Hüseyin Yayman’ın bulunduğunu söylersek sanırım abartmış olmayız. Muhalefet partilerine mensup milletvekillerinden Hatay’a hizmet ve yatırım konusunda hiçbir şey beklemiyoruz. Çünkü Hatay’a yatırım yapma olanağı Cumhur ittifakına bağlı milletvekillerinin elinde bulunuyor…”

Her iki yazarın, Muhalefet milletvekillerinden Hatay’a hizmet ve yatırım konusunda neden hiçbir şey beklemedikleri yönündeki gerekçeleri ilginç! Bu olanağın Cumhur ittifakına bağlı milletvekillerinin elinde bulunmakla açıklama yoluna gidiyorlar. Bu da size, Nasreddin Hoca’nın “Biz senin gençliğini de biliriz!” deyişini, tebessümle hatırlatmıyor mu?

Olaylara ve gelişmelere objektif bir gözle bakan ve insafla, hak ve hukukla tahlil eden birinin, tamam, hizmet olanağı muhalefetin elinde değil, bunu anladık, iyi de Hatay’a hizmet bağlamında istedikleri hangi hizmet geri çevrilmiştir? Bu sözde mazeret kimi tatmin ediyor? Ayrıca hizmetin neden onların elinde olmadığını hiç sorguladık mı? Dahası kaç yıldan beri iktidar olamamış ve neden olamadığı yönündeki soruların sorulması gerekmez mi? Neredeyse hükümet etmeyi unutmuş bir partinin hükümet olsa ülkeyi nereye kadar taşıyabileceği düşünüldü mü? Amaç gerçeğe ulaşmak olsaydı, hemen akla gelirdi. Hele ki bir gazetecinin gözünden hiç kaçmazdı. Böyle olunca dostlar alışverişte görsün kabilinden konu, görüldüğü gibi kemkümle geçiştirilmiştir. Ancak gerçeklerin ne adına halının altına süpürüldüğü de calibi dikkattir! Aslında halının altına süpürdükleri kendilerinin güvenirlilikleri olduğunu bir bilseler!

Zararı yok, biz bir pencere açarak onlara yardımcı olmaya çalışalım. Biz bu zihniyetin (Parti kastetmiyorum) Cemaziyelevvel’ini biliriz, unutulacak kadar olmadı, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay’ın "Size Kurban Bayramından önce maaş vermeyeceğim, hey emekli işçiler. Niye vermeyeceğim... Verirsem, bu maaşı götürür kurbana verirsiniz, kurban kesersiniz. Onun için, maaşını bayramdan sonra vereceğim" diyor, diyebiliyor.

(https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d19/c061/b109/tbmm190611090346.pdf)

Bizce Başkan Savaş, Hatay’da CHP’nin görebileceği en büyük nimettir. İki dönem Belediye başkanlığını kazandıran adamdır Sn. Savaş. Ancak ve maalesef kıymetini bilmemeleri gayet tabiidir. Esasen hangi nimetin kıymetini bildiler ki? Tarihe bakın, hep halkı aşağılama ve tahkir sahnelerini göreceksiniz. “Derler ki, halka öfkelenmenin mimarı İsmet İnönü’dür. 14 Mayıs 1950 seçimlerini kaybedince, “Milli Şef” unvanıyla 1938’den beri oturduğu Çankaya Köşkü’nün penceresinden Ankara’ya doğru yumruk sallamış ve “Nankör millet!” diye bağırmıştır (bir gazeteye haber olmuş, tekzip de edilmemişti). (Yavuz Bahadıroğlu, 07 Şubat 2015-Yeni Akit)

Çalışarak ve proje geliştirerek Başkana destek çıkılacağına, paçasından çekiliyor olması, ne acı! Olan da Lütfi Savaş’a değil, Hatay’a ve Hatay halkına olmaktadır.

Sonuç: Bizim ümidimiz İlimizde, hak hukuk için her türlü yanlış uygulamalara karşı çıkan bir bilincin yeşermesidir. Zülfü yâre dokununca değil!.. Sn. Başkan’dan, Sn Yetişen’den, basın emekçilerimizden ve tüm kamuoyundan beklentimiz budur. Sakın ola ki, Vakıf malına, amacının dışında el uzatılmasına sessiz kalmayasınız, aksi takdirde Vakfın maneviyatı toplum olarak hepimizi tazip eder.

Sn. Yetişen’den, bu olan bitenin analizini yapmasını istirham ediyoruz. Basiretimizi bağlayan partizanlık belasından kurtulmak ve kişisel çıkarlarımızı aşmak ümidi ve dileğiyle…

Günün Önemli Manşetleri

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT