Reklamı Geç
Bulut Oto Cam
Skoda
Lufian
Musullu Ticret
Necmi Özdemir

Necmi Özdemir

Mail: necmi.ozdemir41@hotmail.com

ATIK’tan  YENİLEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA…!

 

2’de/BİR-necmi özdemir

 (Akıllı Şehir Ve Yangın Uzmanı)

ATIK’tan  YENİLEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA…!

Başlarken,

Bugüne kadar Ulusal/yerel platformda 200’ü aşkın yazıyı sizlerle paylaşmışım.

Gün itibarıyla Kentimizdeki yeni oluşuma destek vermek hedefli birlikte olacağız.

Gün itibarıyla 2018’de 81 İl ve 53 ilçe Belediye ve OSB’leri yerinde”YANGIN”konusunda (*) ,

Pandemi dönemine rağmen 2020 yılının başından bu güne  30 Büyükşehirin tümü olmak üzere 86 Belediye’yi yerinde inceleyen biri olarak ;

Akıllı Şehir ve Yangın Ana Çatısında Bazen benim ,Bazen köşem de benden de uzman/farklı konularda kişilere köşemde yer vereceğim.Umarım birlikte olma mutluluğu yaşamaya devm ettirim sizlere…….,

Başlık konumuza girelim ;

Yoğunluklu ilgilendiğim konuya tersten giriş yapmayı uygun gördüm.Hedefim şu .

Madem ki Akıllı Şehir uygulamaları başta İNSAN ve tüm CANLILARIN refahı hedeflidir.

Bunları da gerçeklemek için azalan kaynaklara ve her türlü atıkların nasıl değerlendirildiğine dikkat çekmek istedim.

Atık denilince ilk akla gelen şey nedir? Gerçekten atığın ne olduğunu biliyor muyuz? Örnek vermemiz gerekirse ne söyleyebiliriz?

Çöp?

Kağıt?

Plastik? Ortalama cevaplar bunlar olacaktır. Peki ya kullanılmış piller? Lambalar? Tonerler? Ya da eskimiş, bir kenara koyduğumuz elektronik cihazlar.. bunları atık olarak addediyor muyuz? Elektronik cihazlarımız kullanılamaz hale geldiğinde ne yapmamız gerektiğini biliyor muyuz?

Peki ya size bunların aslında birer atık olduğunu söylesek? bu atıkların doğru yönetilmezse ileride çok ciddi hammadde kaynağı problemine yol açacağını söylesek? Hadi gelin, atıklar günümüz ve geleceğimiz için ne kadar önemliymiş öğrenelim.

2018 verilerine göre kişi başına düşen günlük atık miktarı 1,17 kg’dır. Bu da ayda kişi başına 11,7 kg eder. Yani 3 kişilik çekirdek bir aile ortalama aylık 30-40 kg arasında atık oluşturuyor. Peki bu atıklar ne oluyor hiç merak ettiniz mi? Nasıl yönetiliyor? Yönetimi sonucu ne elde ediliyor?

 

 

 

Atıklar kaynağında doğru bir şekilde gruplarına ayrıldıktan sonra ilgili tesislerce geri dönüşüme tabi tutuluyor. Geri dönüşüm sonucu hammaddeye ya da enerjiye dönüştürülüyor, geri dönüşümü mümkün olmayan atıklar ise lisanslı tesislerce bertaraf ediliyor.

 

 

Sıfır atık tam olarak bu döngüyü kapsıyor;

-Atığı kaynağında azaltma,

-Kaynağında doğru ayrıştırma,

-Yeniden kullanım,

-Geri dönüşüm,

-Bertaraf

Yani bir şekilde ürün yaşam döngüsü devam ediyor. Bu döngü maalesef her zaman bu kadar doğru işlemiyor. Hatta çoğu zaman geri dönüşümü mümkün olan atıklar doğrudan bertaraf ediliyor ya da düzenli depolama tesislerince depolanıyor. Bu da hammadde kaynaklarımızın gün geçtikçe azalmasına, hatta bir süre sonra yok olmasına neden oluyor.

Tam bu hususta atıkların doğru yönetilebilmesi için toplama sistemlerine büyük görevler düşüyor. Belediyeler, alışveriş merkezleri, iş merkezleri, fabrikalar ve son kullanıcılar.

 

 

 

Her biri bu sistemin birer parçası Türkiye’de her yıl milyonlarca ton atık meydana geliyor. bu atıklar doğru yönetilmezse ileride hammadde kaynaklarında ciddi bir düşüşe neden olacak.

Tehlikeli olarak sınıflandırılan kartuş&tonerler, civa içerikli aydınlatma ekipmanları, elektronik cihazlar, piller aslında geri kazanıma tabi tutulduğunda yüksek verimlerde hammadde elde edilen atıklardır. Bu atıkların hepsini yüksek teknoloji ve maximum hammadde oranıyla entegre bir şekilde yönetebilmek gerekir.

Gerek atıkların yeterli miktarda toplanamaması gerek atıkların sözde lisanslı tesisler tarafından uygun olmayan proseslere tabi tutulmasıyla kapasitesinin neredeyse %60’ını kullanamamaktadır. Bu durumda doğal olarak ülkemiz açısından hammaddeye ulaşma oranlarımızı etkilemektedir. Bu gibi durumların önüne geçilebilmesi için toplama sistemleri geliştirilmeli, atık bilinci yaygınlaştırılmalıdır.

Örneğin, elektronik cihazlar ömürlerini tamamladıklarında ikincil endüstriler için yüksek oranda hammadde değeri taşıyor. Elektronik cihazlarda kullanılan kartlar altın, gümüş, bakır ve paladyum gibi değerli metaller taşıyorlar. 1 ton cep telefonu board’unda ortalama 500 gr ve 1 kg arası altın madeni bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre dünyadaki altın rezervinin 20 yıllık kaldığı ifade ediliyor. Bu durumda elektronik cihazlar ekonomik açıdan büyük önem taşıyor. Endüstri 4.0 ile birlikte birçok elektronik cihaz artık “akıllı” unvanı aldı, mevcut durumda kullandığımız elektronik cihazlar bir süre sonra yerini bu akıllı cihazlara bırakacak ve haliyle ciddi bir atık potansiyeli oluşturacak. Bu atıkların hammadde değeri taşıdığını ve mutlaka sürdürülebilirlik için geri dönüşüme tabi tutulması gerektiğini unutmamamız gerekiyor.

Türkiye’de atık bilinci henüz oluşmadığı için ileri de hem çevre kirlilikleri artacak hem de hammadde kaynaklarında kıtlıklar yaşanacak.

Örneğin yeni bir buzdolabı aldınız, eskisi kullanılamaz, tamir edilemez bir halde, ne yaparsınız? Muhtemelen maddi bir değere dönüştürmek için ‘hurdacı’ diye tabir edilen toplama sistemlerine satışını sağlarsınız.

Peki bu hurdacı bu buzdolabını ne yapacak biliyor musunuz?

Öncelikle içindeki pentan gazını çekmeden metalini ayıracak, metalinin satışını sağlayacak ve bu sırada metal ayrımı yaparken pentan gazı açığa çıkacak ve sera gazı emisyonlarının artışına neden olacak.

Cüzi bir miktara satışını sağladığımız atık buzdolabımız çevreye ne kadar zarar veriyor, görüyor musunuz?

Bunun önüne geçebilmek için belediyelerle ya da yeni ürün aldığımız satış platformlarıyla atığımızı yönetebilmek için işbirliği halinde olmamız gerekiyor.

Unutmayın önceliğimiz;

Çevre kirliliği,

Geri dönüşüm,

Hammadde,

Yenilenebilir enerji,

Ekonomik değer!

 

 

Bir diğer konu olan hammadde değeri yüksek atıklardan atık bir pili ele alacak olursak;

Birçoğumuzun çöpe attığı atık pilin hammadde açısından ne kadar zengin olduğunu biliyor muyuz? 

Çinko, mangan bunlar alkali bir pilde (yani kalem piller) yüksek oranda bulunuyor. Çinko bugün gübre, ilaç, kozmetik ve birçok sektörde hammadde olarak kullanılmaktadır. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre yaklaşık 40 yıllık çinko rezervi kaldığı söyleniyor. Bu durumda atık pillerde bulunan %30 çinkonun bir şekilde hammadde olarak kullanılması, ürün yaşam döngüsünün bir şekilde sağlanması gerekmektedir.

Elektrikli ve hibrit araçların hayatımıza girmesiyle daha da önem kazanan lityum iyon piller henüz ülkemizde üretilmiyor ve Türkiye’yi dışa bağımlı kılıyor. Türkiye için stratejik önemi yüksek olan kobalt, lityum gibi değerli metallerin henüz ülkemizde üretimi mümkün değil. Bu denli değerli hammaddeleri kaynağından değil de geri dönüşüm yoluyla kazanmak hiç de kötü bir fikir olmasa gerek. Gün geçtikçe tükenen hammadde kaynaklarımızın ikincil kullanımı geleceğimiz için büyük önem arz ediyor.

Araç pilleri 10 yıllık garanti ile piyasaya sürülüyor. Araç pillerinin kapasitesi %70’e düştüğünde bir araç için kullanılamaz hale geliyor fakat aynı piller %70 kapasite ile yenilenebilir enerji kaynaklarında güç kaynağı olarak kullanılabiliyor.

 

 

Bu durumda sıfır atık bir kez daha gün yüzüne çıkıyor;

  • Atığı kaynağında azaltma

  • Kaynağında ayrıştırma

  • Yeniden kullanım

  • Geri dönüşüm

  • Enerji kazanımı (bertaraf)

  • Düzenli depolama

 

 

 

 

Bir ürünün ömrünü uzatmak istiyorsak önce o ürünü tam anlamıyla ömrü tamamlanana kadar kullanmamız gerekiyor, tüketim çılgınlığı birçok manevi soruna yol açarken bir yandan da sürekli olarak çevre sorunları yaratıyor ve iklim değişikliğine neden oluyor. Ömrü tamamlanan ürünleri ise en doğru şekilde yeniden kullanımının sağlanabilmesi için çevre bilinci ile yönetilecek tesislere yönlendirmemiz gerekiyor.

 

 

 

Aydınlatma ekipmanlarının nadir toprak elementi içerdiğini biliyor muydunuz?

 

Floresan lambaların camında birçok nadir toprak elementi bulunmaktadır. Civa ve fosfor içeren bu lambalar hem tehlike arz etmekte hem de içeriğinden dolayı ekonomik önem taşımaktadır. Lambaların kullanılamaz hale geldikten sonra doğru proseslerce tehlikeli bileşenlerinden ayrılarak geri dönüşüme tabi tutulması gerekmektedir. Zira 1 floresanın içerisinde bulunan civa 30 ton suyu kullanılamaz hale getirmektedir. Toplama oranlarının düşük olması hem çevremizi kirletmekte hem de hammaddeye ulaşma oranlarımızı düşürmektedir.

Atık kartuş ve tonerler ise geri dönüşümle en yüksek verim elde edilen atıklardan biridir. Her ne kadar tehlikeli madde içerse de hammadde açısından ekonomik değer taşımaktadır.

 

Peki bu granül hale gelen plastikler ne mi oluyor?

Saksı, tepsi, askı gibi birçok materyal elde edilebiliyor.

Tonerin bu eşyalara dönüşmesi hiç de kötü bir fikir olmasa gerek…

Her bir toneri üretmek yaklaşık 3 litreden fazla yağ tüketiyor ve bu yağın hammaddesi petrol!

Fosilleri tüketerek üretilen tonerleri kullanılamaz hale geldiklerinde geri dönüştürerek sadece 7 ayda yaklaşık 11 milyon galon yağ tasarrufu sağlayabiliriz.

Atıklar hayatımızda aslında ne çok önem taşıyormuş değil mi?

  • Elektronik cihazlar

  • Lambalar

  • Piller

  • Kartuş ve tonerler ve daha birçoğu…

 

Devamlı tüketerek, sonsuz bir boşluk oluşturduğumuzun farkında mıyız?

Gerçekten bilinçli tüketici miyiz? Bunu sorguluyor muyuz? Bana sorarsanız bunu sorgulamaya çoktan başlamamız gerekiyordu.

Yılda ne kadar karbon ayak izi oluşturduğumuzu biliyor muyuz?

Bir insan yılda ortalama 7 ton karbon üretiyor. Bu karbon izi tamamen tüketim çılgınlığımızla alakalı; yakıt, elektrik, giyecek tüketimi, bireysel araç kullanımı, finansal hareketler, imalattaki pay, kamusal faaliyetler, tatil ve eğlence etkinlikleri gibi birçok etken var. Tüketirken hiç bitmeyecekmiş gibi tüketiyoruz değil mi? Yapılan araştırmalara göre 10 kişiden 6’sı faaliyetleriyle çevreye ne kadar zarar verdiğinin farkında değil.

İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları iklim değişikliğine neden oluyor. İklim değişikliği de giderek bizi yok ediyor. Yaşadığınız şehre hiç yağmur yağmadığını düşünün, ne kadar da korkunç bir senaryo… Su kaynaklarının tükenmesi demek direkt olarak tarımın etkilenmesi ve dolayısıyla da hastalıkların çoğalması demektir. Tükenen bu kaynakları sürdürülebilir hale getirmemiz gerekiyor.

Bu konu günümüzde biraz daha önem kazanarak sık sık gündeme gelmeye başladı. 2020 yılı sürdürülebilirlik yılı olarak ilan edildi, birçok firma çevre sözü verdi ve sürdürülebilir ürünler kullanma kararı aldı. Oluşan atıklarını mutlaka geri dönüşüme tabi tutma sözü verdiler.

Unutmayalım ki satın aldığımız her şey aslında bir atık, yani bir ömrü var ve bu ömürleri bittikten sonra ne olacaklarına karar vermemiz gerekiyor. Hammadde kaynaklarımız bu denli azalırken atıkları yok mu edelim yoksa geri dönüşüme tabi tutarak çevreye ve ekonomiye katkı mı sağlayalım? Tercih sizin

 

Atıkların Değerlendirimesi/imhası konusunda  Ülkemizde 140’ın üzerinde işletme var.

Bu firmalarını bazıları daha özeldir. İşletmeyi yerinde incelediklerim biri EXITCOM ‘dur.

Gelecekteki Dünya’ya yaptığı farklı hizmetlerle Ön plana çıkan yöre firmamız ile ilgili kısa dip not:

Türkiye’nin ilk elektronik atık geri dönüşüm firması Exitcom Recycling, 1999 yılında Almanya’nın Hannover şehrinde kurulmuş, akabinde 2003 yılında Kartepe/Kocaeli lokasyonunda Türkiye faaliyetlerine başlamıştır. Faaliyete başladığı ilk günden bugüne birçok yeniliği ülkemize getirmiş;

  • Türkiye’nin İlk Elektronik Atık (TÜBİTAK destekli, En büyük işleme kapasitesi)

  • Türkiye’nin İlk ve Tek Floresan / Lamba (TÜBİTAK destekli)

  • Türkiye’nin İlk ve Tek  Kartuş/ Toner, (Marmara Kalkınma Ajansı - MARKA destekli)

  • Türkiye’nin İlk ve Tek Pil, (TÜBİTAK Destekli) geri dönüşümü yapan ve tüm hizmetlerini sıfır atık kapsamında sağlayan entegre bir tesistir.

 

Sıfır atık prensibiyle döngüsel ekonomiye katkı sağlamak amaçlı sürdürdüğü faaliyetlerinde maximum hammadde oranlarına ulaşabilmek için Ar-Ge, know-how ve akademik çalışmalar yürütmektedir. Hammaddeye dönüşmeyen bertaraflık atıklar ise elektrik enerjisi elde edilmek üzere Exitcom Recycling tarafından yakma tesislerine gönderilmektedir. Dolayısıyla hammaddeye dönüşemeyen her atık, yok olmadan enerjiye dönüşmektedir.

Ülkemiz için stratejik öneme sahip olan ve ülkemizi dışa bağımlı kılan bazı materyallerin ülkemizde geri dönüşüm sonucu elde edilmesini mümkün kılacak sistem kurulmuştur.

Exitcom Recycling, bu konuna elektronik cihazlardaki bilgi güvenliğini de baz alarak güvenli imha hizmetleri sunuyor ve bunu düzenli olarak hem devletin gerekli mercilerine hem de proje ortaklarına raporluyor.

Exitcom Recycling kartuş toner geri dönüşümünde %97 verimle faaliyet gösteren Türkiye’nin ilk tesisi olup, geri dönüşüm sonucu elde ettiği plastiği yarı mamulden hammaddeye dönüştürebilme teknolojisine sahiptir.

 

Sağlıkla ve Huzurla Kalın.ncmozdmr

Whatsapp İhbar Hattı

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş