Reklamı Geç
Muhtarın Yeri
Lufian
Dilan Polat
326 Textil Çavuşoğlu
Yasemin Sancı

Yasemin Sancı

Mail: mailyok1@gmail.com

Başbağlar, Madımak ve Toplumsal Travmalarımız

 

Başbağlar, Madımak ve Toplumsal Travmalarımız

Bugünkü yazımı Başbağlar Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle kaleme alıyorum. Ne yazık ki yakın tarihimiz bunun gibi toplumsal travmaya neden olan örneklerle dolu. Çok değil üç gün önce de Madımak Katliamı’nın yıl dönümüydü. Yine aynı acıyla, en az o günkü kadar sarsıldık çoğumuz. Göz göre göre, diri diri yanarken insanlar bizim de insanlığımız yandı o gün.

Ben konu ile ilgili bir paylaşım yaptığımda bir yakınımdan şöyle bir tepki geldi: Her yıl “Madımak Katliamı’nı paylaşıyorsun ama Başbağlar Katliamı’nı paylaşmıyorsun. Umarım bu yıl onu da hatırlarsın da insanlar kendinden olmasa da popüler olmasa da insani olan her acıya üzülmeyi öğrenirler.” Bu eleştiriyi olumlu ve katkı sağlayan bir eleştiri olarak aldım ve kabul ettim. Bu konu üzerine yazmaya karar verdim.

Öncelikle Başbağlar Katliamı’nı kısaca hatırlayalım. 5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan ilinin Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde PKK, 33 sivili öldürmüş, köyü ateşe vererek 4 kişinin de yanarak hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Ezan okunduğu sırada camiye giren insanları zorla çıkaran ve örgüt propagandası yapan PKK mensupları daha sonra oradaki 29 erkeği kurşuna dizmişlerdir. Sonra da köyün tamamını yakarak okul, cami, ev tüm binaları yok etmişlerdir.

Şimdi ben bir insan olarak bu iki katliamı düşünürken aynı acıyı çekiyorum. Aynı derece de üzülüyorum. Bence insan olmanı gereği de budur. Ancak siyasi, dini, etnik vb. kutuplaşmalar bunun bile sorgulanmasına neden oluyor. Sadece kendimizden olana üzülmemiz bekleniyor. Eğer “biz!”den değilse gidenler, hemen bir atasözü gönderiyoruz arkalarından. “Su bardağı su yolunda kırılır” deyip çekiliyoruz kenara. Daha da kötüsü acılarımızı yarıştırıyoruz: Benim acım senin acından daha büyük! Çok şaşırıyorum böyle olunca. Hele bizim ölenin arkasından laf ettirmeyen kültürümüz, nasıl oluyor da acıları küçümser, yok sayar ve yarıştırır hale gelmemize izin veriyor anlamış değilim.

Ortada insanlık suçu işlenmiş, onlarca masum katledilmiş ve biz hala kutuplaşma derdindeyiz. Oysa zaten tüm bu olanların nedeni kutuplaşmalarımız değil miydi? Peki, neden hala sürdürme peşindeyiz? Yanlış anlaşılmasın toplumsal gerçekliklerden sıyrılıp “hepimiz kardeşiz” türküsü okumuyorum. Farklılıklar ve kutuplar elbette olacak, sosyal hayatın gerçeği bu. Ancak bu korkunç katliamların önüne geçebilmemiz için, insan olma ortak paydasında buluşabilmemiz gerekiyor. Yoksa yeni toplumsal travmalar kaçınılmaz hale gelir. Biz de gidenlerin arkasından nerede hata yaptığımızı sorgulamak yerine, onları alet ettiğimiz savaşımızı sürdürmeye devam ederiz.

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT