Reklamı Geç
Özyurt Silah
Tulpar
istanbul oto gaz
Özyurt Silah
Hidayet Şişkin

Hidayet Şişkin

Mail: hidayetsiskin@hotmail.com

CAN CANA MUHABBET

CAN CANA MUHABBET

 

               Sevgili okuyucularım merhaba, buyrun muhabbete.

 

        Bugün olduğun sen, bugüne kadar verdiğin kararların, edindiğin arkadaşların, okuduğun kitapların kısaca bütün seçimlerinin neticesidir. Peki, neticeden memnunusun.

Hayat yolculuğunda, inat etmedin, doğruları seçtin, doğruların yanında olarak ruhunu besledin güçlendirdin ve yargılamayan eleştirmeyen iyi bir insan oldun. Ne mutlu sana seni yetiştiren aileye ve sende emeği olan öğretmen eğitmen ve bütün yol arkadaşlarına.

 

 Bunun aksine doğrulardan ödün verdiğin, kolayı seçtiğin yanlış olduğu halde tercih ettiğin seçimlerin her adımın ruhunu kirletti ve güçsüzleştirdi.

Yargılama ve eleştiriyi sevdin, doğru yerine yalanı tercih ederek nereden nereye getirdin ruhunu, özünü, karakterini.

                  Yalan söylemek var olmak yâda olmamak kararımızdır aslında. Yalanın hakim olduğu bir hayat yaşıyorsan hiçbir zaman olmaktan ve olgunluktan söz edemeyiz.

Birçok olumlu yönün olabilir. Hatta toplumsal mutluluğu destekleyen uğraşlarında vardır belki. Bu uğraşlarınla ruhsal bir doygunluğa erişmişte olabilirsin ancak yalan varsa yaşadığın bu güzellikler mana aleminde delik deşiktir. Asla sağlam kalıcı ve tutarlılığı yoktur. Bir gün ruhun isyan edecek gerçek seni sana haykıracak huzursuzluğun mutsuzluğun nirvana’sını yaşayacaksın. Maalesef emeklerin çöp olacak.

Yalan bir nevi kolaycılık olmakla birlikte kısa kestirme yolu sevmektir. Yalan günlük işlerin normal akışında güpegündüz yakalar insanı. İnsanı kışkırtır cezbeder hatta yoldan çıkartır.

Daha küçük bir çocukken ödevini yapmadığında öğretmenine söylediğin “elektrikler kesikti öğretmenim” yalanın seni kurtardığında, içinden söylediğin “ ne kadar zekiyim” ifaden kahraman etmiştir seni kendi gözünde. Oysa o konuşan sen değilsin, egondur yani nefsindir seni kahraman ilan eden.

Ödevini yapmadığından dolayı o haklı azarı yemen gerektiğini düşünen ilahi özün ruhun, doğru yapmadığını onu geliştirecek ve güçlendirecek bir deneyimden onu yoksun bıraktığını bilir.

 Ruhun zedelenir ve yeni küçük yalanlar gelir annene babana söylediğin. “Ne var ki bunda”, “normal bir şey” diyerek savunursun kendini.

 “Yapacak bir şey yok”. “Çaktırma”, “mecburum” olur yalanın adı. 

Sonrası daha vahim, havalı isimler koyarsın yalanlarına, Birilerini ikna etmek için “süslü yalanlar“ söylersin gururlanarak.

Pembe yalanları eşine nişanlıma sözlüne,  beyaz yalanları ailene dostlarına söylerken ne çok kuyruklu yalanların olur kuyruklarını birbirine değdirmediğin.

Adamsındır sen adam. Oysa ruhunun bütün bu yalanlardan haberi vardır, sen onun sesini ne kadar kısmış olsan da her seferinde içerden bir yerden sana haykırmaktadır, yapmaman gerektiğini.

Nefsin, moda tabirle egonun en büyük silahıdır yalan.  

Ortaya çıkmayacak hiçbir yalan yoktur. Yalan söyledikçe ruh kaybeder nefsin kazanır. Bir gün gelir kendi kendine de yalan söylemeye başlarsın, haklı çıkartırsın kendini.

“Kilo vermeliyim ama pazartesi diyete başlamalıyım” dersin. Bu yalandır, doğrusu yemek yemeyi bırakmaya cesaretim yoktur aslında. Devamında “pazartesi hazır değilim” olur, “yoğun bir hafta” olur, “stresliyim sonra başlarım” olur. “Sigarayı bırakmak istiyorum ama başaramıyorum “dersin. Bu yalandır, onun doğrusu sigarayı içmeyi çok seviyorumdur aslında. Her bırakma denemesinde değişir, “kolay değil abi bu bağımlılık”, “bir keyfim bu var yaa” olur.

Biri senden yardım istediğinde “hiç müsait değilim” dersin. Bu yalandır, doğrusu benim ne karım olacaktır aslında. Her yardım istendiğinde bu değişir, “dün söyleseydin olurdu bugün müsait değilim”, “bende senle aynı durumdayım” ya da “bir bakayım “olur.

Ve öyle bir gün gelir aynaya baktığında o gördüğün yüzden memnun değilsindir artık. Erdem üzerine yapılan sohbetlerde en çok sen konuşsan en beylik cümleleri sen korsanda ruhun derinden sızlamaktadır. Çaresizliğini ikiyüzlülüğünü sen kabul etmesen de ruhun çok iyi bilmektedir.

 Yaralayıp paramparça ettiğin, aklanmak isteyen özün sancılanmaktadır.

Bir yalanı başka bir yalanla kapatırsın onu bir başka yalanla ve sen bile karıştırsın neyin gerçek neyin doğru olduğunu. Kendine olan özsaygını da kaybedersin yalanlarınla.

Sende çare bitmez ki bununda çaresi var, kabul etmezsin olur biter. “ Ben var ya ben yardımsever, açık sözlü, yeniliğe açık, dedikoduyu sevmeyen, yalandan yılandan daha çok korkan bir insanım” dersin, gözlerine bakamadan.

                    Şimdi yapılması gereken şu, her söylediğine şüphe ile bakılan bir insan olmak mı, güven duyulan sözü senet emin biri olmak mı? Karar senin.

En önemlisi de yastığa başını koyduğunda vicdanından gelen sesin sıcaklığı seni sarıp sarmalamalı. Her sabah aynaya baktığında gördüğün yüzü en iyi tanıyan biri olarak sevmek, o yüzün sahibine güvenmek ve en acı gerçeğin en sevimli yalandan daha iyi olduğunun farkında olmak.

Yargılamayan, eleştirmeyen ve her şeye rağmen yalan oruçlu  canlara selam olsun.

Ömür boyu yalan orucu tutmaya var mısınız?  Hadi başlayalım o halde.

 Sevgiyle kalın, Eyvallah.

Antikya

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
istanbul oto gaz