Reklamı Geç
Bizim Kebap
Muhtarın Yeri
Görsem Anaokulu
yükseliş
Abdulkadir Uçar

Abdulkadir Uçar

Mail: kdrucar03@hotmail.com

DİPŞEWU ETEM

 

DİPŞEWU ETEM


   Bağrında binler evliya medfun bu mubarek Anadolu coğrafyası,dünyanın değisik bölgelerinden, zulüm görerek göç eden bir çok millete analık,anavatanlık yapmıştır. Bendenizin de dedeleri, Kuzey Kafkasya'dan Çarlık Rusya'sı mezalimine ve  "soykırıma" maruz kalarak,


sonrasında da topraklarından sürgün edilerek, Karadeniz üzerinden Anadolu'ya gelmişlerdir. Bu göç çok yüksek bedelli olmuştur. Denizde seyr-ü sefer esnasında gemilerde farklı sebeplerden ölenler denize atılıyor,yakınları bu cigersûz vak'alar anında ancak feryat ve figan ediyordu.Kimileri bekleme kamplarında sağlıksız şartlarda yaşamaya çalışıyor, birçoğu da salgın hastalıklardan ölüyordu. Binaenaleyh, çok uzun yıllar Çerkesler yaslarını sürdürdüler, birçokları acı ve kederlerinden hayatları boyunca, Karadeniz'den çıkan balıkları yiyemediler.


   Bendeniz, sevgili amcaoğlu kardesim A. Kadir Uçar'la  birlikte Antalya/Side Belediye Başkanlığı döneminde, dede toprakları olan Kafkasya'ya (Abhazya ve Dağıstan)iki defa seyahat imkânı buldum.
Kafkasya'ya ait çok güzel anılarımız var. Eşsiz güzellikte olan bu topraklara her zaman seyahat arzusu taşıyorum.


   Efendim, rahmetlik babam, ilk defa yönetici olarak atandığımda,
_İnsanlara zulmetme, devletin parasını israf etme, doğrudan ayrılma. Diye nasihatta bulunmuştu. 
   Bu asil devlette yöneticilik yaptığım yıllarda, bir Millî Eğitim Bakanlığı Müfettişimiz ise,
_Abdulkadir Bey, güzel işler yapmışsın,tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum ancak, yaptığın müspet işler
cezasız kalmaz bunu da bil. Demişti. Ya Hu, hem dürüst olacağız hem de cezasız kalmayacağız bu nasıl iştir ?

Diye şaşkınlıkla düşüne kalmıştım.Ben ve tanıdığım tüm Çerkeslerin devletimize faydalı işler yapmak şiarıdır, bu da bizim mefahirimizdir.
 İnsanların yerli/yersiz eleştirel yaklaşımları dışında müspet yöndeki çalışmalarım hep takdirle karşılandı hamdolsun. Amcaoglu A. Kadir Uçar kardeşim ise Side'de inşa ettiği, bir çok kıyı kentine model olabilecek, sahil yürüyüş yolu ile gereksiz yere yargı yollarında mücadele verdi. Varsın olsun, sonraları kendi kaleme aldığı kitabında da,(Bir Yaşam ve Yol Hikayesi) inşa ettigi bu sahil bandı yürüyüş yolunda, sabah yürüyüşü yapan her yaş grubu insanı gördüğünde, tarifsiz bir mutluluk yaşağından gururla bahseder. 


Fakat yaptığı müspet faaliyetlerin cezasını, cezaların en büyüğü,"Vatan Hainliği" ile cezalandırılarak gören bir büyüğümüz olan DİPŞEWU ETEM'(Çerkes Ethem) den 21/9(kaynaklar farklılık gösterir)  ölüm tarihinin yıldönümü olması hasebiyle bahsetmek isterim birazcık. Bunun için değişik kaynakları taramışlığım vardır.


   Kafkasya’dan gelip Anadolu’ya yerleşen Çerkes boylarından Şapsıh boyuna mensuptur. Babası Bandırma'dan Pşewu Ali Bey’dir. Doğum tarihi kaynaklarda 1884 ve 1886 olarak gösterilmekte olup Ali Bey’in beş oğlundan en küçüğüdür. Ağabeyleri Reşid ve Tevfik beyler gibi o da subay olmaya heves etti. Babasının karşı çıkması üzerine rüşdiyeyi bitirdikten sonra 1905’te İstanbul’a kaçtı ve Bakırköy Süvari Küçük Zâbit Mektebi’ne girdi. Burayı birincilikle bitirerek zâbit vekili oldu. 


1. Dünya Savaşı sırasında Ethem Bey ağabeyi Reşid Bey’le birlikte Teşkîlât-ı Mahsûsa’da görev aldı. Ayrıca Teşkîlât-ı Mahsûsa’nın Rauf Bey’in (Orbay) kumandasında düzenlediği, İran-Afganistan üzerinden Orta Asya’ya ulaşmayı amaçlayan harekâta katıldığı gibi 1918 yılı başlarında Irak seferinde de bulundu. Yaralanıp hastalanınca Bandırma’daki baba evine döndü.


Teşkil ettiği “kuvâyı seyyâre” adı verilen milis kuvvetleriyle Millî Mücadele’yi tehdit eden iç isyanları bastırmada üstün başarı gösterdi. Önce Balıkesir’in kuzeyinde tehlikeli bir hal alan Anzavur İsyanı’nı, daha sonra Ankara’yı tehdit eden Düzce ve Adapazarı civarındaki isyanları bastırdı, bu başarıları ona büyük şöhret kazandırdı. Ardından,  Yozgat’ta Çapanoğulları’nın Ankara hükümetine karşı ayaklanmaları ve isyancılar üzerine gönderilen nizâmiye birliklerinin başarı elde edememesi üzerine Ankara’ya çağrıldı. Yunanlılar’a karşı hazırlıklar içinde olan Çerkes Ethem Yozgat’a gitmek istemiyordu; ancak ısrarla davet edilince kuvvetleriyle Ankara’ya gitti ve istasyonda bizzat Mustafa Kemal tarafından karşılandı. 20 Haziran’da Yozgat’a doğru harekete geçti, bir hafta gibi kısa bir zamanda isyanı bastırdı. Bu olay kuvâ-yı seyyârenin, dolayısıyla Çerkes Ethem’in prestijini zirveye çıkardı. 


 Ankara’da bütün milis kuvvetlerinin dağıtılıp düzenli ordunun kurulması üzerinde çalışmalar başlatılmıştı. Dahiliye Nezâreti bu amaçla yayımladığı bir tamimle Çerkes Ethem’in gelişigüzel asker toplamasını yasakladığı gibi kendisine bağlı birliklerin Batı Cephesi Kumandanlığı emrine girmeleri istendi. Buna özellikle Çerkes Ethem’in ağabeyleri Reşid ve Tevfik beyler itiraz ettiler. Çerkes Ethem de kendisini umum kuvâ-yı seyyâre ve Kütahya yöresi kumandanı ilân ederek daha önce oluşturulan Batı Cephesi Kumandanlığı emrine girmeyeceğini ilân etti. Batı Cephesi Kumandanı İsmet Bey (İnönü) ile Ethem Bey arasında çekişmeler başladı. Mustafa Kemal aralarını bulmak için heyetler gönderdiyse de bir netice alamadı. Sonunda düzenli ordunun emrine girmek istemeyen Çerkes Ethem’e karşı kuvvete başvuruldu. Bunun üzerine Yunan işgali altında bulunan Türk topraklarına geçti. Ankara İstiklâl Mahkemesi ise Çerkes Ethem ve kardeşlerini vatana ihanet suçuyla yargılayarak 9 Mayıs 1921’de gıyaben idama mahkûm etti.


   Bir süre Salihli’de Eşref Bey çiftliğinde kalan Çerkes Ethem İzmir’in kurtarılmasından biraz önce Yunanlılar tarafından Atina’ya götürüldü. Oradan Suriye’ye geçti, çeşitli bölgelerde ikamet ettikten sonra Amman’a yerleşti. 1938’de yurda dönmesi için af çıkarılmasına rağmen dönmedi ve 21Eylül 1948'de Amman’da öldü.


   Şimdi siz söyleyin sevgili okurlar, bu kadar yararlılığından sonra,
_" Katiyen ithamların ağır mesuliyetine lâyık günahkâr değildim. Fakat hakikatleri bîtaraf bir muhakeme önünde izah edebilecek miydim? Hayır… O halde gurbete devam edecek ve gurbette ölecektim...
Alnımda bu kara leke ile vatanıma nasıl dönebilirdim?"Diyen DİPŞEWU ETEM'in cezası,
 vatana ihanet damgası ile damgalanarak ölmek mi olmalıydı?
Not:TDV İs. Ans. Kaynakça olarak kısmî alıntı yapıldı .
   24/09/2021
Çok saygılarımla...

youtube

Makale Yorumları

  • Erdem ULUDAĞ24-09-2021 10:11

    Tarihede ışık tutan güzel bir makale gönlüne kalemine sağlık sayın hocam. Selamlar.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT