Reklamı Geç
Odabaşı PTT
Tarkan
Samet İnşaat
Beyza İnşaat
Mehmet Haşmet Kolağası

Mehmet Haşmet Kolağası

Mail: hasmetkolagasi@hotmail.com

DÜĞMEYE BASILDI VE FİTNE ATEŞİ YAKILDI

 

DÜĞMEYE BASILDI VE FİTNE ATEŞİ YAKILDI

Aynı anda bir hareket başladı ve Türkiye ateş yerine döndü. Sözleşmiş gibi içerden ve dışarıdan operasyonlar başlatıldı.

Siyasetle uğraştığı görülmemiş bazı sosyal medya kuruluşları gerçek yüzünü gösterdi, sadece selam verdiğimiz bazı kişilerin adeta dili açıldı, yolsuzluk iddiaları ve vatandaşın ekonomik sıkıntıları yüzümüze haykırılmaya başlandı. Sanki bir noktadan işaret verilmiş gibi…

Düşmanlarımız ve gözü kapalı kardeşlerimiz harekete geçmiş. Planlanan çok büyük olaylar, alet olmamalıyız, enerjimizi içimizde bitirmek istiyorlar.

1958 yılında sokaklarda ‘fasulye 5 lira’ levhaları ve nidalarıyla dolaşanları balkondan seyrediyordum. İki yıl sonra 1960 darbesi oldu. O günden beri bu tip şikayetlere sokaklar şahit oldu. Halbuki 1948’lerde subayların ekonomik sıkıntıları nedeniyle İsmet Paşa’ya karşı darbe hazırlığını daha sonra o subayların hatıralarında okumuştum. 1940’lı yıllarda her sabah Harp Okulu yakınından atla geçen İsmet İnönü’nün yürüyüşünü bir ritüel olarak takip ettiklerini anlatıyorlardı. Ama bu 40’lı yılların sonunda yerini antipatiye bırakmıştı. Turancılar dosyası, emeksiz dosyası, Eminsu dosyası vs. 1950’de Demokrat Parti iktidara gelince İnönü antipatisi anlamını kaybetti, genç subayların hışmı 1960’ta Menderes’e nasip oldu.

Çocuklarımızı motive ederken acaba megaloman mı yetiştiriyoruz? Çünkü aynı geçimsizlik ve darbe girişimlerini aile içinde ve iş hayatımızda dahi yaşıyoruz. Menderesin kabahatleri; Devalüasyon yapmamak, kalkınma hızı, Kıbrıs’ta garantör olarak müdahale hakkı kazanmak, Rusya ile yakınlaşmak… Çok büyük suçlar. Üstelik Kıbrıs görüşmeleri nedeniyle imzalanacak Londra antlaşması için bindiği uçak 1959 yılında Londra’da düşmüş, 14 kişi ölmüş, Menderes dahil sadece 3 kişi kurtulmuştu, yarım kalan iş, yassı adada mı tamamlandı?

Şeyh Sait isyanıyla Kerkük –Musul‘dan vazgeçtik. Yıl 1925 idi. 1936-1938 Boğazlar ve Hatay sorunu çözüme girmiş, Kerkük-Musul tekrar gündeme gelince bu defa Dersim ayaklanması… Atatürkçü ve İnönücü duayenler, bir kısmı ölmüş olmasına rağmen 1967-2000 yılları arasında en hızlı Atatürkçü ve İnönücü olmuşlardı, halbuki 1920-1950 yılları arasında Atatürk ve İnönü ile savaşıyorlardı. Kimin ne zaman ne olacağına acaba kim karar veriyordu. Kürtçülüğün 1968 yılları, asılan öncüleri bugünün emekli subaylarının bir kısmının sosyal medyalarını süslüyor! İlginç çelişkiler değil mi? Atatürk ve İnönü arasındaki mücadele, Dersim’in bombalanması ve Atatürk’ün ölümü ile sonuçlanan bu olaydan sonra İnönü Atatürk’ün cenazesine bile gelmemişti, ama yerine geçti. İnönü’nün En büyük destekçisi de Fevzi Çakmak! 1. Dünya Harbi’nde kaybedilen tek savaş olan Gazze harbinin iki komutanı…

Kıbrıs sorunu ve karşılığında 1970’li terör yılları… Türkiye’ye yeniçağın, teknolojinin kaplarını açan Turgut Özal ve kısa ömrü… Yıl 1994. 1997 ekonomik toparlanma… Kenan Evren’in dediği gibi, “Türkiye’de bir ekonomist çıktı, ama o da gerici…” Ve Post Modern Darbe… Türkiye sınır ötesi alanlarla ilgileniyor, tabi 15 Temmuz 2016 darbe girişimi. Neyse ki, bu defa bizim çocuklar başardı, diyemiyorlar.

Bunları anlamak için ABD ve Rusya’nın bugünkü hedeflerini bilmemiz lazım. Türkiye artık Rusya ile eşitler arası ilişki kapısını açmıştır. Çin’in Orta Asya’daki faaliyetleri, ABD’nin hasmane tutumu ve Türkiye’nin başta askeri alanda olmak üzere önlenemeyen yükselişi, Rusya’yı buna mecbur bırakmıştır. ABD Kennedy’den sonra eski ABD olmaktan çıkmıştır. Wilson prensipleriyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının önünü açan, Kore harbiyle Türkiye’yi NATO’ya aldıran ABD ve ABD rüyası artık yok. Halkı da Siyonizm’e kurban edilmiştir. 2003 yılında İstanbul’da 83 milyon dolara, adı Kartal Yuvası olan elçilik binasını yapan ABD’nin şimdiki hedefi Roma’yı, Yunanistan’ı kullanılarak yeniden kurmak ve İstanbul’dan dünyayı yönetmektir. Muhalefet parti ve terör örgütlerindeki etnik hakimiyete bakılırsa Türkiye ve Orta Doğu’da üç eyalet kurmak istemektedir. Ermenistan, Kürdistan ve Büyük İsrail!… Bunlar özgür olacaklarını ve bu devletleri yöneteceklerini hiç düşünmesinler. ABD’nin girip de huzur verdiği hiçbir ülke halkı yok, işin ilginç yanı ABD ve terör örgütlerinin acelesi yanında muhalefetin de acelesinin olması… Fransa’yı anlıyoruz, “5 yıl sonra Türkiye’yi önleyemeyiz.” Diyor. Ama onların dediği gibi değil, Türkiye 2023’te ekonomik ve teknolojik bağımlılıktan kurtulacaktır. Bence bugün artık onlar için çok geç, nükleer teknolojiyi açıklamaya dahi gerek kalmadı, onlar anladı, ah bir de bizimkiler anlasa…

ABD, hiçbir zaman Türkiye ile savaşı göze alamayacaktır. Sürekli olarak komşularıyla, içerden devşirilmeye müsait ve mazisinde dönmelik olanları askeri, siyasi ve idari olarak bir yerlere getirerek ve iç ayaklanmalar çıkararak yıkmaya ya da yeniden içerden işgale çalışacaktır. Burada iki şeye dikkat çekmeliyiz, insan doğacağı yuvayı seçemez, ataları bu ülkenin kaderiyle kaderini birleştirmiş kişileri, yabancı ajanların insafına terk etmemeliyiz ve şunu bilmeliyiz ki terör örgütleri ABD’nin kontrolünde, diğer ilgili ülkeler ise bazen taşeronluk yaptırıyorlar. Kimi de korkuyor.

Artık 1970-1980 döneminin hatalarına düşülmeyecektir. Zaten geçimsiz ve uzlaşmasız Bülent Ecevit, okulları teröre bulaştıran Rahşan afları ve Ecevit’in 70 sente muhtaç bırakan kooperatif ekonomisi artık yok. Ümit ederim o günleri yaşayanlar tecrübelerini bugünkü gençlere aktarır; gençler de barış ve demokrasi ile sorunları çözmeyi benimserler.

Bu devlet yıkılırsa 60 yaşından büyükler ilaçlarını alamadıklarından bir ayda ölürler. Emekliler maaşlarını alamazlar. Kimse ekmek bile vermez. Bu ülke topraklarında yaşamanıza izin vermezler. Hiçbir ülke sizi almaz. Akdeniz’in ve Ege’nin soğuk sularına gömülürsünüz, ya da Taklamakan Çölü, Gobi Çölü vatanınız olur.

Her ne kadar içeride düşmanlarımız varsa da dünyanın yarısı Türkiye’ye hayran, Türkiye ile yatıp kalkmaktadırlar. Türkiye onların umudu ve yıkılmasına asla müsaade etmeyeceklerdir. Tıpkı Kurtuluş ve Çanakkale harplerinde olduğu gibi… Bize düşen ise fitneye alet olmadan 2023 seçimlerini beklemektir. Peygamber efendimizin dediği gibi, “Fitne anında oturan ayakta durandan, yürüyen koşandan hayırlıdır.”

Sağlık ve Esenlikler Mehmet Haşmet KOLAĞASI

Anasayfaya Dönmek İçin Tıklayın

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT