Reklamı Geç
Musullu Ticret
Vadi
MEK Spor
Antakya Kuru Temizleme
Figen Balamir

Figen Balamir

Mail: hjfbhjhfddf@gmail.com

Ehl-i Beyt Anlayışı ve Rol Model Olarak Hz. Fatıma

 

Ehl-i Beyt Anlayışı ve Rol Model Olarak Hz. Fatıma

Figen Balamir

 

Değerli okuyucular, bu platformda ilk yazıma, sizlere sevgi ve saygılarımı sunarak başlamak istiyorum. Bu yazıda güncelliğini hiç kaybetmeyen ve benim de doktora tezimde kısa bir bölümün konusu olan rol model olarak Ehl-i Beyt ve Ehl-i Beyt’in kadın rol modeli olan Hz. Fatıma hakkındaki değerlendirmeleri kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. Ayrıca bu konunun bir saha çalışması sonucunda elde edilen verilere dayandığını ifade etmeliyim.

Hz. Fatıma: Sokakta rastgele seçtiğimiz on Müslüman’a “Hz. Fatıma kimdir?” şeklinde bir soru sorsak on kişiden sekizi Hz. Peygamber’in sevgili kızı olduğunu söyleyecektir. Diğer iki kişi ise Hz. Peygamber ile akrabalığını ifade eden bir statüsü olduğunu anımsayarak, ya süt kardeşi ya da karısı olduğunu söyleyeceklerdir.

Soruyu biraz daha derinleştirerek onun kişiliği hakkında sorular soracak olursak, genel anlamda iyi huylu, sadık, kanaatkâr bir eş olduğu konusunda hem fikir olduklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Ancak Peygamberimizin sevgili kızı Hz. Fatıma, Müslümanlar için bundan daha fazlasını çağrıştırır, çağrıştırması da gerekir. Ne var ki, Ehl-i Sünnet kaynaklarına baktığımızda onun karakteri ve yaşamı hakkında yukarıda belirttiklerimin dışında çok fazla bir ayrıntı görememekteyiz. Buna mukabil, Şia kaynakları ise oldukça zengin anlatılar içermekle beraber bu anlatılarda bazı mitolojik unsurlar barındırmakta olduğu görülmektedir. Bu sebeple, Hz. Fatıma hakkındaki “gerçek”, bulanıklaşmaktadır. Böyle olmakla birlikte, Şii Müslümanların hayatında ve bilgi dağarcığında Hz. Fatıma’nın işgal ettiği yerin Sünni Müslümanlardan daha fazla olduğunu söylemek mümkündür. Bunun sebeplerine değinmeden önce, Ehl-i Sünnet ile Şia arasında bazı temel kavramların içeriği konusunda farklılıklar olduğuna, Ehl-i Beyt örneği üzerinden bakabiliriz.

Erken tarihlerden itibaren Şia ile Ehl-i Sünnet arasında Ehl-i Beyt’e kimlerin dâhil olduğu konusunda ihtilaflar, günümüze kadar devam etmiştir. Şia, Hz. Peygamber, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in dışında dokuz imamın da Ehl-i Beyt’ten olduğunu savunurken, Ehl-i Sünnet’in bu konudaki görüşlerini iki grupta toplamak mümkündür. İlk gruptakilere göre, Ehl-i Beyt’e Hz. Peygamber’in hanımları da dâhilken diğer gruptakilere göre ise Hz. Peygamber’in bütün akrabalarını içine almaktadır.1

Şia düşüncesine göre Hz. Peygamber’den Hz. Fatıma’ya, ondan da diğer imamlara aktarılan özel ezoterik bilginin çekirdeği olan bu ailenin, Müslümanlar için önemini Ali Şeriati şu şekilde ifade etmiştir:

“Başka hiçbir din, hiçbir tarih ve hiçbir millet böyle bir aileye sahip değildir. Öyle bir aile ki bu ailenin babası ‘Ali’, annesi ‘Fatıma’, oğulları ‘Hasan ve Hüseyin’, kızı ise ‘Zeynep’tir. Bu mükemmel insanların hepsi bir çatı altında, bir asırda ve bir ailede…”2

Ehl-i Beyt, tüm Müslümanlar için değer verilen bir kavramken, içerisindeki üyeler konusundaki farklı anlayışlar, Müslümanların ondan alacakları örnekliği değiştirmektedir. Örneğin Şii müminler, bu kutsal ailenin tüm üyelerini doğum ve vefat yıldönümlerinde bulundukları yerlerdeki cami ve dernek binalarında toplanarak anmaktadırlar. Buralarda yapılan etkinliklerde Ehl-i Beyt üyelerinin doğumundan vefatına kadarki tüm yaşamı anlatılmakta bir nevi “hafıza tazelenmesi” yapmak suretiyle müminlerin zihinlerinde kalıcı hale gelmesini sağlanmaktadır. Bunun dışında bireysel dindarlık inşasında da çok önemli rolü olan aile üyeleri, adeta Şii müminin tüm hayatına yön veren bir kılavuzdur. Örneğin Şii mümin kadınlar, Hz. Fatıma’nın okuduğu duaları namazlarında okuyor, onun ev içi kadınlık rollerini kendine rehber ediniyor, ailesinden miras talebinde kendine Şii kaynaklarda ayrıntılı olarak anlatılan onun Fedek mirasını almak için gösterdiği çabasını örnek

alabilmektedir. Başka bir ifadeyle, Sünni hemcinslerinin aksine Şii mümin kadınlar için Hz. Fatıma’nın gündelik hayata sirayet eden etkisinin çok daha belirgin olduğunu söylemek mümkündür. Burada tasavvuf düşüncesi ile Şiilik arasında özellikle ezoterik bilgi ve tasavvuf liderlerinin kendilerini Hz. Ali aracılığıyla Hz. Peygamber’e bağlama gibi bazı paralel inanç ve düşünce yapısı olsa da bir çok noktada birbirinden ayrılmaktadırlar.

Hz. Fatıma’nın, Şii Müslümanlar üzerindeki tesirinin daha fazla olmasının bir diğer nedeni de, İmamların saflığının kaynağı olarak Ehl-i Beyt’in içindeki tek kadın olarak ona yüklenen anlamın yoğunluğudur. Zira “Muhammedi nuru” imamlara aktarandır. Yani imamlar ile Hz. Peygamber arasında bir köprüdür. Onun bu manevi otoritesinin yanı sıra, onun hayatı da Şii müminler için yoğun anlamlar taşımaktadır. Örneğin çeşitli Şii medya kanalları, internet veya kitaplar aracılığıyla hayatı ve karakteri detaylı bir şekilde devamlı olarak vurgulanan Hz. Fatıma’yı Şii mümin kadınlar örnek almaktadır. Şii kaynaklara baktığımızda onun hayatından, belirli dönemler halinde bahsedildiğini görmekteyiz. Örneğin Hz. Fatıma ile Hz. Peygamber arasında, örnek ‘baba kız’ ilişkisinin varlığı, evlendiğinde ise ideal aile içi kadınlık rolleri olarak sadık, kanaatkâr, Hz. Ali ile uyumlu bir eş, çocuklarına da iyi bir annedir. Hz. Peygamberin vefatından sonra ise kendisine miras olarak kaldığını iddia ettiği Fedek arazisi için halifeyle münakaşa eden aktivist bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır.

Söz konusu kaynaklarda anlatılan onun bu yönleri, geçmişte Şii-Sünni olan kadınlar için rol model olmuştur. Tarihte asil kadınlar, kendilerine ait maddi kaynakları hayır işleri için kullanmış, vakıflar kurmuş, çeşitli cami-medrese inşa ettirmişlerdir. Özellikle oryantalist bakış açısıyla Müslüman kadınların ezildiği, kendilerine ait maddi yetkinliklerinin olmadığı, erkekler tarafından baskı altında tutuldukları ve pasif oldukları yönündeki yaygın kanının tersini bu kaynaklar bize göstermektedir.3 Diğer yandan Hz. Fatıma’nın gerek Fedek mücadelesi gerekse babasıyla olan ilişkisi, Müslüman babalara da kızlarına nasıl muamele etmeleri konusunda rol model olabilir. Örneğin Güney Asya Şii kadınların, babalarından miras talebinde Hz. Fatıma’nın yol gösterici olduğu bilinmektedir.4

Toparlayacak olursak, Ehl-i Sünnet ve Şii Müslümanlar için değer verilme ve saygı gösterme anlamında eşit bir isim olan Hz. Fatıma’ya yüklenen anlam, bu iki kesim için farklılıklar arz etmektedir. Şii Müslümanların yıl içerisine dağılmış bir şekilde yapılan anma toplantılarında veya sosyal medya gibi iletişim kanalları ve kitaplarında zengin anlatılar yoluyla devamlı gündemde kalan Hz.Fatıma, Şii Müslümanların hayatında daha etkin rol oynamaktadır. Oysa Ehl-i Sünnet mensuplarının da saygı duyup sevgi beslediği İslam tarihindeki en önemli kadınlardan biri olduğu halde, kendisi hakkındaki bilgiler oldukça sınırlıdır. Hatta bu bilgiler, hafızada nerdeyse silik durmaktadır. Böyle olunca da Hz. Fatıma, bu bilgi kıtlığındaki insanlar için örnek alınmayacak ve hayatın dışında duracak olması gayet tabii hale gelecektir.

Peki, bu durumda ne yapılmalıdır? Günümüzde Müslüman ailelerin en önemli problemi, çocukları için ideal rol model eksikliğidir. Bu sebeple gençler Batılı film yıldızları, şarkıcılar veya K-pop denilen Güney Kore kaynaklı şarkıcıların tesirinde kalmaları da kaçınılmaz olmaktadır. Onlara, alternatif sunmadığımız müddetçe bu tesir, maalesef artarak devam eden bir tehdit oluşturacaktır.

Müslüman kadınlar için rol model kimdir?

Bu, mezhebi ve fikri ayrılıkları ne olursa olsun, ihtilafsız bir şekilde, “rol model”olarak üzerinde anlaşılabilen ve kabul edilen bir kimse olabilir. Günümüzde, tüm Müslüman kadınların var olma mücadelelerinde onlar için eğer bir rol model aranıyorsa -ki böyle bir modele ihtiyaç vardır- İslam tarihinin en etkin kadın figürlerinden biri olan Fatıma’nın düşüncesi ve buna bağlı olarak mücadelesinin örnek alınması gerekir. Bu konuda yapılacak yeni araştırmalar beraberinde, Müslüman kadının tarihteki yerine ve mücadelesine farklı bakış açıları getireceği kesindir. Ancak genel olarak Ehl-i Beyt’in, özel olarak da Hz. Fatıma’nın hayatının mitolojik unsurlardan arındırılması gerekmektedir. Bu meyanda pedagojik unsurlara dikkat edilerek çeşitli filmler veya basılı yayınlar

yoluyla özellikle kız çocuklara ve genç kadınlara tanıtılabilmelidir. Bu konuda akademisyenlere çok önemli sorumluluk düşmektedir.

Tabii ki bu, emek isteyen, problemleri alabildiğine yoğun olan ciddi bir konudur. Bu sebeple kendi değerlerine ruhuyla ve zihniyle yabancılaşmamış ve sorumluluğunun bilincinde olan gerçek aydınların çalışmaları ve yol göstericilikleriyle ancak başarılabilecek bir meseledir.

Kaynakça:

1-Bakınız Mustafa Öz, TDV, İslam Ansiklopedisi, “Ehl-i Beyt” s.s 498-500, C.X. 1994, İstanbul

2- Ali Şerati, Kadın (Fatıma Fatıma’dır.) Çev. Esra Özlük, 9. Bsm., 2017, Fecr yay.s.33

3-Bknz, Alyssa Gabbay, Gender and Succession in Medieval and Early Modern Islam, Bilateral Descentand the Legacy of Fatima, I.B.TAURIS,2020

4-Nikki R. Keddie, Women in the Middle East, Past and Present, by Princeton University Press,2007

Günün Önemli Manşetleri

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş