Reklamı Geç
Antiochia Gurme
Massima Çavuşoğlu Mobilya
Lufian
Antakya Kuru Temizleme
Dr. Muhammet KEMALOĞLU

Dr. Muhammet KEMALOĞLU

Mail: muhammetkemaloglu@gmail.com

İSMAİL GASPRALI BEY BÜYÜK TÜRKLÜK İDEALİ

İSMAİL GASPRALI BEY BÜYÜK TÜRKLÜK İDEALİ

İsmail Gasprinski (Gaspralı) Bey (İsmail Mirza Mustafaoğlu Gaspralı “1851-1914”) adında, Rus okullarında eğitim görmüş bir Kırımlı Tatar, bu azınlığın savunucusu olarak ortaya çıkınca, Tatar eğitimindeki gelişme ve ulusal bilincin artması büyük bir anlam kazanmaya başladı.

19. yüzyılda Rusya Türklerinin tarihinde en önde gelen kişi olan Gasprinski (Gaspralı) öğrenimini Kırım’da, Bahçesaray kentinde ve Moskova'da tamamladı. Moskova’dayken tanınmış Rus gazetecisi ve «Moskoviskie Vedometi=Moskow Journal Moskova gazetesi» yazı işleri müdürü M. N. Katkof'la tanıştı. Gaspralı'ya, kendi ulusal ideolojisinde de yankıları görülen Slavofil (slavcı) ve Pan-Slavcıların eserlerini, Katkof'un tanıttığı anlaşılmaktadır.

Bahçesaray'a döndükten sonra Gaspralı, Çernişevski, Pisaref, Belinski, Herzen ve öteki liberal Rus düşünürlerinin kitaplarını okudu. Bu kitapları da ilk kez, tuhaf bir tesadüf sonucu, kentin polis müdürünün odasında gördü. 1880 de Girit'te Rumlar Türk idaresine karşı ayaklandıklarında, Gaspralı Osmanlı ordusunda gönüllü olarak yazılmak isteyerek, Türkçü tutumunu hemen açığa vurdu. Daha sonra bir süre İstanbul ve Paris'te oturdu. Bu yıllar onun, liberal milliyetçilik, ulusçuluk ruhuyla dolu olan ileriki çabalarında silinmez bir iz bıraktı.

Pan-Slavcılık ve Fransa izlenimlerinden başka, Türkiye’deki iki çağdaş akım da Gaspralı üzerinde derin etki yaptı. Bunlardan birincisi Namık Kemal, Şinasi Efendi ve Ziya Paşaca başlatılan Genç Osmanlılar (Jön Türkler) akımıydı. Bu akım, Osmanlı imparatorluğunda «Tanzimat» adı verilen idare ve eğitim reformları süresinde ortaya çıktı. (1840-1855)

Genç Osmanlı aydınları, Türkiye’de 1859' dan sonra başlayan, kültür ve yazında devrimci bir Avrupalılaşmanın yol gösterici ışıkları oldular. Tanınmış Türk yazın tarihçisi E. J. W. Gibb'in dediği gibi Osmanlı kültürü «denebilir ki İran’da doğmuş ve gelişmişti. » 1859'dan sonra Türk yazarları Fars gelenekleriyle olan bağlarını kopararak, yazında Firdevsi, Camî ve Fuzuli'nin şiirdeki mirasından Hugo, Balzac, Flaubert ve Dumas'nın düzyazıdaki türüne kaydılar. Gibb bu konuda şöyle diyor: «Yeni Öğrenilenler bilimde Türkiye'yi Orta Çağdan günümüze getirdi;siyasette ise Jön Türkler Partisinin (İttihat ve Terakki) kurulmasına yol açtı.

1860-1870 yıllarında İstanbul’un genç aydınlarını etkileyen ve İsmail Gaspralı için bir ilham kaynağı olan ikinci bir fikir akımı ise Afgan din düşünürü ve reformcusu Cemaleddin Afgani'nin (1839-1897) ortaya attığı «Pan-İslamizm-Pan-İslamcılık» akımıydı. Cemaleddin Afganî İslâm dinin ve törelerinin hurafelerden ve halkın yanlış inanışlarından temizlenmesini, aydın düzeyinin ve eğitimi koşullarının niteliğinin yükseltilmesi gerektiğini savunuyordu. Siyasal düzeyde ise, Afganî İslâm ülkelerini Hıristiyan Avrupa'nın egemenliğinden kurtarmayı, İslâm toplumunda dinsel ayrıcalıkları kaldırmayı ve tüm Müslümanları siyasal yönden kuvvetli bir tek devlet veya federasyon içinde birleştirmeyi amaç ediniyordu. Böyle bir birlik ya da Pan-İslamcılık akımı, 19. yüzyıl sonunda Müslüman gençliği arasında çok taraftar buldu ve Padişah II. Abdülhamid'in siyasal felsefesinin bir parçası oldu. Padişah ve Halife Abdülhamid, böyle bir akımın gerçekleştirilmesî halinde kendisinin de dünyadaki tüm Müslümanların lideri olacağı umuduyla, Osmanlı İmparatorluğu içinde Pan-İslamcılık propagandasını destekledi.

Gaspralı’nın Yazı Hayatı

1875'te Kırım'a dönen İsmail Beğ 1878'de Bahçe Saray Belediye reisi seçilecektir. 1879'da Türkçe gazete çıkarmak için baş vurursa da red edilir. 1881 yılında "Genç Molla" takına adıyla "Rusya Müslümanları" başlığı altında yazılarına başlar. Bu makaleleri Tavrida gazetesinde neşretmektedir. Ancak bu yazıları Rusça'dır. Daha sonra bu makaleler birleştirilerek kitap haline getirilmiştir.

“Tavrida”, Grekler ve Latinler, Kırım yarımadasına bu adı verirler.

8 Mayıs 1881 yılında Tonguç adlı ilk gazete denemesine girişmiş bundan sonra kısa fasılalarla “Şafak, Kamer, Yıldız, Güneş ve en son 5 Ağustos 1882'de Mirat-ı

Cedid” adlarındaki gazetelerini ancak birer nüsha olarak yayımlamıştır. Kendi ifadesiyle bunlar gazetecilikte ilk denemeleri idi.

1883'de Tercüman gazetesini Türkçe ve Rusça olarak yayımlama müsaadesini aldı. İlk nüshasını 10 Nisan 1883 yılında yayımladı. Gazetesini yayımlarken, 1882 yılında evlendiği Zühre Hanım'ın büyük desteği olmuş Tercüman gazetesinin ilk sayısı 320 adet satış yapmıştır. Merhale merhale bu miktarın artarak 20. 000 aboneye ulaştığını bilmekteyiz.

Kırıma döndükten sonra Gaspralı, tekrar kendini pedagojik çalışmalara verdi ve 1881'den sonra Rusya Müslümanlarının birleştirilmesi konusunda propagandaya başladı. 10 Nisan 1883'te, Şinasi Efendinin gazetesi «Tercüman-ı Ahval'den» ilham alarak «Tercüman» adlı gazeteyi çıkartmaya başladı. Gaspralı’nın gazetesi yaklaşık olarak 25 yıl Rusya Türkleri kamuoyunun şekillenmesinde önde gelen etki oldu Gaspralı sadece pedagoji ve gazetecilik alanlarında çaba göstermekle kalmadı. O, her şeyden önce, bir ulus ve toplum önderiydi. Rusya’daki çeşitli Müslüman illerine geziler yaparak dindaşlarını, doğrudan doğruya ya da yazılarıyla birlik olma konusunda uyarmaya çalıştı. 1880 -1890 döneminde Gaspralı Rusya’da en etkili ve tanınmış Türk ileri geleni olup, sözleri başka ülkelerde bile dikkatle dinleniyordu.

Kırım'dan başka Osmanlı ülkesinde, İran'da, Türkistan'da, Kazan'da, Sibirya'da ve Romanya'da devamlı okuyucuları vardır. Sade Türkçe ile yazdığı için yazılan Türk Dünyası"nın her yerinde anlaşılabilmektedir. Kendi ifadesiyle "Sönmüş kalpleri ne ile yandırmanı?Gaflet sahrasına serilip kalmış koca bir milleti ne ile ayağa turguzmalı?" sorularının cevabını bütün hayatı boyunca vermeğe çalışmıştır. Bunun için de Türk illeri arasında, kültür birliğini güçlendirmek için ömrünü vakfedecektir. Tercüman gazetesinin "Dilde, fikirde, işte birlik" başlığı bu ideali en güzel şekilde ifade etmektedir. 1906 yılında 14 sayfalık ve 15 günde bir "Alem-i Nisvan" adlı dergiyi çıkardı. Derginin sahibi kendisi ve yazı işleri müdiresi kızı Şefika Hanım idi. Yine ayın yıl eğitim öğretimde kullanılmak üzere ''Alem-i Sübyan"ı çıkarmıştır. Yine aynı yıl, mizahî bir dergi olan haftalık "Kah Kah Kah" adlı bir dergiyi yayın hayatına sokacaktır. 11 Eylül 19I4'e kadar bu şekilde devam eden hayalı 63 yaşında sona erecektir

Gaspralı birliğin üç ilkesini çalışması ve düşünüşünün temeli saydı. Bu ilkeler ise «Dil Birliği», «Düşünüş Birliği» ve «Hareket (Eylem) Birliğiydi. ». Birlikten amacı Rusya Müslümanlarının birliğiydi. Rusya Müslümanlarının çoğunluğu da Türkler olduğundan, Gaspralı’nın bir din birliğine çağrısı daha çok Rusya Türklerini birliğe çağırma anlamını taşıyordu. Böylece, başlangıçta belki de bilmeyerek, Gaspralı ve takipçileri Rusya'da Türk milliyetçiliğinin temelini attılar. Gaspralı’nın ikinci ilkesi olan «dil birliği» ise bu ulusal çağrıyı daha da kuvvetlendirdi, çünkü Rusya Müslümanlarının ortak dili ancak Türk dili olabilirdi. Teori bakımından Gaspralı genel olarak, Müslüman yayılmasının ulusal sınırları göz önüne alınmaksızın, bir Müslüman dünyası birliğinin gerçekleşmesini düşünüyordu. Müslümanlar arasında yaygın olan ve kültürel yalnızlıklarının nedenini teşkil eden Orta Çağ psikolojisinden sıyrılmanın zorunluluğuna ve Müslümanları çağdaş Avrupa kültürünü kabule inandırmaya çalışıyordu. Müslüman kadınlarının özgürleştirilmesi ve Müslüman törelerinde bazı reformlar yapılması gerektiğine de kuvvetle inanıyordu. Bununla beraber, bütün bu fikirlerin yanında Müslüman kültürünün korunması gerektiği fikrine de yer veriyordu. Müslüman okullarında Türk dilinin okutulması zorunluğunu savunurken, Hazret-i Muhammed'in Öğretilerinin ve İslâm kültürünün dili olan Arapça’nın da öğretilmesi zorunluğunu da tanımaya devam ediyordu. Fakat Farsça yazılmış Arapça dilbilgisi kitaplarının değiştirilip İstanbul'dan getirtilecek Osmanlıca yazılmış olanların kullanılmasını istiyordu. "Müslüman kültür birliğini sağlamak için, Gaspralı Osmanlı Türkçesinin Rusya'daki Müslüman okulları ve basınında ortak dil olarak kullanılmasını salık veriyordu. Daha çok, Genç Osmanlılarca (Jön Türkler) Farsça ve Arapça kelimelerden arınmakta olan, Osmanlı Türklerinin yenileştirilen yazın

dilini kullanıyordu. Bu dilin, bütün Rusya'daki Türk okullarına kabul ettirilerek yayılmasını sağlamak çok güç bir işti, çünkü Rusya'daki Türklerin büyük çoğunluğu nasıl Çağatayca’yı anlamıyorsa Osmanlı Türkçesini de hiç anlamıyordu. Kırım Türkleri Türkiye'ye yakınlıklarından ötürü bu dili anlıyor, Kırım'ın güney kıyılarında yaşayan Tatarlar ise buna yakın bir dil konuşuyorlardı. Azerbaycanlılar ise Osmanlı Türkleriyle aynı dil grubunda olduklarından, Gaspralı’nın «Tercümanda» kullandığı dili anlayabiliyorlardı. Fakat Volga bölgesinde, Kazak steplerinde veya Orta Asya’daki normal bir gazete okuyucusu Osmanlı Türkçe’sini ancak belirli bir öğretimden sonra anlayabiliyordu.

Bunun için Gaspralı'nın ve Tatar aydınlarının bütün Türklerce anlaşılabilecek ortak bir yazın dili yaratma çabaları tam bir sonuç alamadı.

Toprak bütünlükleri ve dil birlikleri bin yıla yakın bir süreden beri sona ermiş ve dil ay-rılıkları da Türkler arasında geniş çapta yayılmış olduğundan, daha sonra buna, Rusya’nın sömürü ve asimilasyonuna, Türk milletinin dağınıklığı da eklenince ortak bir yazın dili bulmak zorlaştı.

Ancak İsmail Beyin ülküsü yaşamaya devam etti. Bugün zorlansak da Türkler olarak birbirimizi anlayabiliyoruz.

Antikya

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Tosthane