Reklamı Geç
Samet İnşaat
Antiochia Gurme
Tosthane
Antiochia Gurme
Muhammet Kemaloğlu Gazi Yüzbaşı

Muhammet Kemaloğlu Gazi Yüzbaşı

Mail: muhammetkemaloglu@gmail.com

Milli Siyaset

Milli Siyaset

 

"Her milletin kendine mahsus gelenekleri,kendine mahsus adetleri,kendine göre milli hususiyetleri vardır.Hiçbir millet,aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır.Çünkü böyle bir millet,ne taklit ettiği milletin aynısı olabilir ne de kendi milliyeti içinde kalabilir.Bunun neticesi şüphesiz ki acıdır."M. Kemal Atatürk

 

Tarih bizleri yine haklı çıkardı. Kökü mazide olan Türk devleti sahip olduğu yer altı ve yer üstü doğal zenginlikleri ve yaşadığı büyük coğrafyanın stratejik hassasiyeti nedeni ile diğer devletlerin odak noktasını teşkil etmiştir. Sovyet Rusya'sının yıkılmasıyla ortaya çıkan,Adriyatik'ten Çin seddine kadar uzanan Türk Dünyası,emperyalist batıyı büyük bir endişeye sevk etmiştir Küreselleşen dünyada sınırların sanallaşması üzerine ülkelerin maddi çıkarları ayyuka çıkmıştı.Ayrıcada Balkanlar-Ortadoğu -Kafkasya üçgeninin cazibesinin azalan hammaddeler nedeniyle değeri daha da artmış ve şer odakları paylaşımlarını ince ayarlar üzerine oturtmuştur. Petrol,doğal gaz,ticaret kuşakları ve daha da önemlisi devletlerin siyasetleri…

 

Milli siyaset!

 

Hegemonyasını kuran kurana.

 

Boşuna değil tabii bunlar. Bunlar varlık sebebini karın tokluğuna yaşama dayandırmamış milletlerin arzusudur. Emperyalizm denilen nesnel gerçeklik budur işte.Özellikle son yıllarda gelişmeler,iyi ambajlanmış bütün söylemlerin aksine, küreselleşmenin batı dünyası için daha güçlü bir refah ve güvenlik sistemi oluşturma sürecine hizmet ettiği gerçeğini gizlemeye yetmemektedir.

 

Ordular durduk yerde doğuya ,batıya sevk edilmemiştir.Hayvanı mahlukatın koku bırakarak alanını belirlemesi değildir vatan toprağı? Beşeri ihtiyaçların karşılanması zaruriyettendir.Yalnız unutulmaması gereken bir şey vardır ki milli menfaatler için gerekirse canların harcanması kutsaldır.

 

Millet için ülküler : "O toplum ve millettin tüm vakitlerde kendi hasletleriyle şuurlaştırdığı,nesilden nesile aktardığı,yarınlar için maddi ve manevi kuvvetlerini etkin hale getirdiği ve gerektiğinde o uğurda tüm bu kutsal sayılan unsurla için varlığının hepsini ortaya koyduğu, emelleri, arzulan,hayalleri ve özlemleridir".

 

Milli seviyede ortak bir yaşama tarzı ortaya çıkmadan, millet mensupları,O da,o millete mensup olma şuuru gelişmeden, milli kimlik ve milletleşme ile bunun siyasi şekli olan devlet ortaya çıkamaz. Millettin yürütücü gücü olan "ülkü" o kadar etkilidir ki 2000 yıl öce kaybettikleri yurtlarını tekrar kazanmak için çalışan Yahudiler bunun en önemli misalini teşkil ederler. Arz-ı mevut (Fırat'a kadar olan toprakların ele geçirilmesi) ile İsrail bugün Kudüs de Filistin halkına tarihin en ağır ajitasyonunu uygulamaktadır.Yıllarca Yunalıların Megalo İdea ile büyük Bizans devletini kurma isteği,Pontus Rum devletinin yeniden hortlatılmaya çalışılması,Panslavizm arzusuyla Akdeniz inme hedefini daima gündeme getiren Rusya, "innem-el mü'minune ihvetün"müslüman müslümanın öz kardeşidir ,anlayışına sahip olduğunu düşündüğümüz Arapların şovenistlikleri,üzerinde güneş batmayan ülke arzusuyla misyoner faaliyetlerini sürdüren İngiltere'nin tutumları ve günümüzün düvel-i muzzamasının böl parçala yut tahassürüyle azınlıklara ve küçük aşiret yapılı toplumlara serf determinasyon vaadi ile haklar sunması kendi stratejik ufuklarını genişletmekten başak bir şey değildir. Eğer "her etnik topluluğa bir devlet "çığırtkanlığı küreselleşmenin mimarları durumundakilerin yeni çağa ilişkin "resmi slogan”ı ise ,bu küresel istikrara,demokrasiye ve insanlığa değil küresel kaosa ve toplumsal kargaşaya hizmet eder." Bu durum karşısında şunu anlamamız gerekmektedir artık "Türkün Türk'ten başka dostu kalmamıştır"

 

SSCB'nin dağılması dört büyük boşluk oluştu:Doğu Avrupa da ; Balkanlarda;Kafkasya da ve Orta Asyada.

 

Bazı bölgeleri de sahipsiz bıraktı.Oluşan boşluklardan Doğu Avrupa ,Avrupa Birliği tarafından,Orta Asya ,ortak Türk kültüründen ve bu kültürde yaşayan tarih bilicinden kaynaklanan değerlerle bağımsızlığa yönelik sağlam gelişmeler göstermekte,Doğu Avrupa'daki batı kültürü,orta Asya'daki Türk kültürü temeline sahip olmayan balkanlar ve Kafkasya da durum aynı ölçüde aydınlık değildi. Kafkasya özellikle bünyesindeki farklı dil,din ve ırki unsurlar nedeni ile istikrarsızlığını sürdürmektedir.Kafkasya bu duyarlı duruma ek olarak ,yeni bölge ve dünya güç odaklarıyla da bağ kuran bir jeopolitik kazanmıştır. Türkiye ,Rusya ,Orta Doğu,Orta Asya ,İran bölge odaklarının;ayrıca AB,ABD,Çin evrensel odaklarının bağını kuran jeopolitik konumdadır. Kafkasya'nın Türkiye için önemi bu kadarla sınırlı değildir.Türkiye bir kısmı ile Kafkasya ülkesidir. Ayrıca ard ülkesi dediğimiz bölgede Türk unsurunun yoğun olması Türkiye'yi tam bir Kafkas ülkesi yapmaktadır. Kafkasya Türk Dünyası dediğimiz büyük idealin ortasında ,bağlantı noktasında bulunmaktadır.

 

Her alanda da olduğu gibi Türk milleti ve devleti alacağı kararlarda milli menfaatlerini ön planda tutmalıdır. Küreselleşme olgusu karşısında ,her toplumun kendi bakış açıları,değerleri açısından tavır alması,tutum takınması beklenir.bunu başaramayanlar,kültürün her alanında kayıplar vermekten kurtulamayacaktır

 

Geç kalmak! Türk milletinin ve Türkiye'nin ezeli ve ebedi hastalığı olmaya devam ediyor. Osmanlı, Batının Şark Meselesinde attığı adımlara karşılık vermede geç kalmanın cezasını I.Dünya savaşını kaybederek ödedi.Batı bu noktada tarihten gelen yıkıcılık misyonunu günümüze kadar taşımayı bilmiştir ve bu gün eski-yeni Şark Meselesiyle sıkıştırılmak istenmektedir Globalleşen dünyada her şey artık daha da pratikleşerek sanal alemler aracılığı ile sürdürülmekte ve Türk milleti üzerinde oynanan oyunlar daha karmaşık haller almaktadır.Türk milleti var olduğu günden buyana yapmış olduğu her şeyin altına imzasını atmıştır. Verilemeyecek bir hesabımız kalmamıştır. Önümüze konan çeklerinin hesapları karşılıklıdır.

 

ŞİMDİ KENDİ HESABIMIZI GÖRME ZAMANIDIR……

Anasayfaya Dönmek İçin Tıklayın

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Tosthane