Reklamı Geç
Diva Otel
Dilan Polat
Dilan Polat
Zeno Mobilya
Mehmet Haşmet Kolağası

Mehmet Haşmet Kolağası

Mail: [email protected]

MİLLİ STOK SİSTEMİ VE FİYAT İSTİKRARI

MİLLİ STOK SİSTEMİ VE FİYAT İSTİKRARI

Kalkınmakta olan ve ihracatla büyümeyi hedefleyen ülkelerde döviz talebi ve ihtiyacı nedeniyle negatif bir kur farkı oluşur. Bunun ekonomiye yansıması enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı şeklinde olur. Bu durumda yerli parayla ticaret yapan ve ücret alan vatandaşlar olumsuz etkilenir. Bunun ahlaki etkileri de olumsuz olur. Sonuçta ihtikar (satmamak üzere mal stoklamak), vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık, ön ödemeyle alış yapan firmaların “para parayı çeker” uygulaması sonucunda güçsüz ya da normal tacir ve vatandaşın aleyhine haksız bir zenginleşme ortaya çıkacaktır.

Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki, rekabet piyasasının normal çalışması, fiyatların pazarda oluşması ve teşebbüs özgürlüğünün sağlıklı olması tüm ekonomik ve ahlaki sorunları ortadan kaldırır. Yani sihirli değnek, pazar ekonomisi şartlarının sağlıklı oluşmasıdır. 17 Şubat 1923 tarihinde yapılan İzmir İktisat Kongresi ile Türkiye Cumhuriyeti, tercihini pazar ekonomisinden yana kullanmıştır. Zaten İslami ekonomik hayat ta pazar ekonomisini yansıtır; teşebbüs ve mülkiyet hakkı, fiyatların pazarda oluşması bunu gösterir.

Şu anda Türkiye’de yaşandığı gibi benzeri iş kollarında tekelleşme, transfer fiyatlandırması (Transfer fiyatlandırması, Gelir Vergisi Kanunu’nda anılan, yakınlığı bulunan firma ve kişilere avantajlı ve anlaşmalı fiyat sunulması ve yandaş şirketler kurarak ve faturalaşmalarıyla fahiş fiyat farklarının örtülmesi ve örtülü kazanç sağlanmasıdır.) sorunu gibi ve kayıt dışı ticaretin varlığı, ön ödemeli olarak çok ucuza malı üretilmeden alıp zamanı geldiğinde büyük karlarla piyasaya sürülmesi ile haksız rekabete yol açılması, tarım sektörü dahil, her türlü ürünün henüz ürün yetişmeden, pazara gelmeden satılması; ekonomik hayatın en önemli sorunlarıdır. Bu çağda, internet ortamında fiyatların belirlenmesi ve ilan edilmesi ile pazar şartlarının oluştuğunu kabul etmeliyiz. Borsalar bu işlem için vardır ve bazı ürünler toptan safhasında sadece borsadan satılmalıdır, böylece kayıt dışılık ortadan kalkar ve fiyatlar pazarda oluşur. Ayrıca her firma fiyatlarını belli bir platformda ve Ticaret Bakanlığı’nın önderliğinde yayınlamalı ve farklılıklar cezalandırılmalıdır. Pazar ekonomisinde fiyatlara müdahale edilmez, kar haddi konmaz, ama fiyat etiketinin bulunması zorunludur. Böylece fiyat-kalite sınıflandırılması gerçekleşir.

Bugün sağlıklı bir ekonominin bir parçası olmak isteyen, ama ayakta durmak için rotasını şaşırmış iş insanları da var, Bu da göz ardı edilmemeli, bunlara dürüst tacir olma şansı tanınmalıdır.

Bugün iradeyi elinde bulunduran sorumlu gücün, pazar ekonomisi şartlarını oluşturmak görevidir. Bunların en önemlisi normal esnaf ve vatandaşın, pazar ekonomisinde rekabet edebilmesi için milli bir stok ve dağıtım sistemi organize etmesidir.

Tarım kredi kooperatifi veya benzeri bir kurumun sadece 6 değil, tüm illerde depo bulundurması gerekir. Mal talebine göre illere merkezden mal akışı sağlanmalı, il merkezlerinden ise tüm ilçelerdeki esnafa bir gün önceden alınan siparişlerin ertesi gün ulaştırılması sağlanmalıdır.

Halk Bankası, bu sisteme kayıtlı esnafa ücretsiz pos cihazı hizmeti sunmalı ve böylece büyük marketlerin sahip olduğu imkanlar esnafa da kazandırılmalıdır. KDV Beyanı’nda beyan edilen pos cihazlı satış tutarı veya KDV matrahı kadar kredi, esnafa Halk Bankası aracılığıyla sunulmalı ve bu krediler pos cihazı satışlarıyla cari hesap şeklinde tahsil edilmelidir. Böylece bu sektörde kayıt dışılık tamamen önlenmiş olur. Bu Krediler hesaben olduğu için, dijital parada olduğu gibi, ekonomiye olumsuz yansımaz. Ayrıca perakendeciler, zincir marketlerinin ağırlığı altında ezilmekten kurtulurlar. Bunun istihdama da büyük katkısı olur. Üzerinde fiyatı belli olan bu ürünler dışında esnaf, başka yerden temin edilen ürünler de satabilmelidirler.

Yukarıda bahsettiğim çözüm yolu 2011 yılında milletvekili adaylığım sırasında hazırlayıp anlattığım bir sunumdu.

Demir, çimento gibi ürünlerde de mevsimsel konjonktüre göre çok önemli fiyat farkları çıkmaktadır. Bunun önüne geçmek te kredi politikalarıyla mümkündür. Görüldüğü gibi fiyat istikrarı için birçok sektörde bu politika uygulanabilir. Ayrıca İthalat ta fiyat istikrarı için önemli bir argümandır. Serbest piyasa ekonomisinin önemi burada ortaya çıkmaktadır. Turgut Özal 1980’li yıllarda ithalat rejimi ile ülkedeki çoğu stokçuyu ortadan kaldırmıştır. Bu nedenlerle menfaatine dokunulanlarca pek sevilmezdi. Bu safhada ihracat ta serbesttir, böylece fiyat istikrarı da sağlanmış olur.

Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, kalkınmakta olan ülkelerin sorununun örtüsü cari açık, yani döviz açığıdır, sorunun gerçek yüzü ise enerji açığıdır. Türkiye doğal gaz ihtiyacının artık üçte birini kendi kaynaklarından sağlayacaktır. Petrol açığının yüzde yirmi beşini de, son Şırnak ve diğer illerde bulduğu kaynaklardan sağlayacaktır. Böylece doğal gaz ve petrol bağımlılığı önemli ölçüde azalacaktır. Bunun ülke ekonomisine ve ahlaki düşüklüğe de olumlu katkısı olacaktır. Unutmayalım ki, “Aç köpek fırın yıkar.” Diye bir atasözü vardır. Yani, “Fakirlik küfre yakın oldu.” Hadisiyle yokluğun insanı nefsi emareye düşürüp, hayvan seviyesine getirdiğini anlamalıyız.

Ümit ederim kendimizi daha güvende hissettiğimiz, kalplerine sevgi konmuş bir kavim olarak, fiyat istikrarı ve ahlak istikrarının olduğu bu düzene yakın zamanda kavuşuruz.

Sağlık ve Esenlikler

Dilan Polat

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş