Reklamı Geç
Tulpar
Cemali inşaat
Akabe
Bizim Kebap
Nizamettin DURAN

Nizamettin DURAN

Mail: nizamettinfacebook@facebook.com

Minik Serçe!

Minik Serçe!

 

Sivil toplum örgütlerinden tutun da pek çok kamu kurum ve kuruluşlara, siyasi partilere, Diyanet camiasına varıncaya kadar herkes konuştu. Öyle ki, aklı yeten yetmeyen, bilen bilmeyen, ilgili ilgisiz, önüne gelen herkes, ama herkes konuştu, konuşuyor ve anlaşılan konuşmaya devam edecek, ancak bir kişi hariç… Adeta “kuzuların sessizliği”ne bürünmüş bir halde, suskun mu suskun! “Kimdir bu?” diye merak edilecektir elbet. Son günlerde gündemi meşgul eden konulara nal toplatırcasına, darbe yaparcasına gündeme el koydu. Ne enflasyon, ne dolar, ne altın, ne piyasa ne ekonomi konuşuldu. Bugünlerde varsa yoksa o ve onun şarkı sözleri… Kimdir bu illüzyonist, bu sihirbaz, ne dedi de sihirli bir değnek gibi bir dokunuşla odak noktası haline geldi?

Haklısınız, bugüne kadar tanıdığımız ve hatta çoğumuzun sempatik bulduğu bir şahsiyet gitmiş, yerine itici, kırıcı, hakaret edici bir vasfa bürünen bir kişilik gelmiş… İnsana hakaret eden bu itici ve nobran birini tanıyamayışımız ondandır. Bu da normaldir; ayın hareketleri ile evrelerine bağlı olarak karakteri ve huyu değişen kişi ve onun yaşadığı psikolojik duruma göre şekil alması… Batı mitoloji ve masallarında yer alan ve dolunayda kurda dönüşen Erbörü (Kurtadam) motifi işte bu anlayışın bir dışavurumu olarak anlatılır. Türk kültüründe de dönüşen dişilerine “Eşbörü/İşbörü” (Kurtkadın) denmektedir.

Demek oluyor ki, tanıdığımız, bildiğimiz bir şahsiyetin birdenbire farklılık göstermesinin arka planında bir şeyler vardır; bilinmeyen bir gizem, bir sır, bir dürtü veya başka bir şey… Bu etken, her ne ise; dolunay mıdır başka saikler midir bunun cevabını onun adına avukatlık yapanlar bilemez, bilemedikleri için de veremez. Onun cevabı ondadır, açıklamasını yapmak da ona düşer. Evet, ortalığı geren, bir inancı bir şekilde hedef alarak istiskal eden bu gizemli sözün sahibi, “Minik Serçe” namıyla maruf ve meşhur olan Sezen Aksu’dur.

Kamuoyu, onun şarkısında geçen sözlerin ne olduğunu zaten biliyor. Hiçbir yoruma ihtiyaç duymayacak kadar manası açık olan şarkısının ilgili dizelerini buraya alarak sorularımızı ona soralım. Soralım ki, cevap verip vermediğine tarih tanıklık etsin:

……

Binmişiz bir alâmate

Gidiyoruz kıyamete

Selam söyleyin o cahil

Havva ile Adem'e

…..

Bu şarkının sözlerindeki eyyamcılığı, bayağılığı, laylaylomculuğu ve kaypaklığı, bildiğimiz Sezen Aksu’nun o derinlikli şarkılarıyla karşılaştırdığınızda hangisinde görebilirsiniz? Yaşamanın güzelliklerini hikmetlerini, sevgiyi, aşkı, vefayı, dürüstlüğü, yol göstericiliği, toplumsal yaralara parmak basarak dağlara sığınma ihtiyacını vs. vs. dile getiren o güzel şarkıların sahibine ne oldu? Ne oldu da her gün aynı havayı solukladığı, birlikte yaşadığı acısını, kederini, hüznünü, sevincini, mutluluğunu paylaştığı insanların değerlerine, beyni boşaltılmış, zihni rehnedilmiş, adeta hipnotize edilmiş bir haleti ruhiye içinde hakaretler yağdırmıştır.

Biz kendisine diyoruz ki, ne olur şeytana ve şeytanın yoldaşlarına uyarak, kanarak bugüne kadar onurla oluşturduğunuz itibarınızı yerle bir etmeyesiniz. Son kertede kendini sokan akrep durumuna kendinizi sokmayasınız. Biz sizi Barış sürecindeki duruşunuzu; Hükümetin 'terör ve Kürt sorununun çözülmesine yönelik açılımı'na destek için Başbakan Erdoğan'ı telefonla arayarak, açılımla ilgili görüşlerinizi ilettiğinizi ve destek mesajı verdiğinizi, dahası, "Annemle, babamla konuştum. Son açılımınızı hep birlikte, canı gönülden destekliyoruz. Sürecin güzel bir şekilde tamamlanması için elimden geleni yapmaya hazırım. Annem ve babam, bu sürecin karşısında duranları iki cihanda lekeli kabul ediyorlar, ben de öyle görüyorum. Türkiye'nin her köşesinde ayrı bir güzellik var. Türkiye'nin her karesi aynıdır, bizim ayrımız gayrımız yok, olamaz da" dediğinizi biliyoruz.

Bütün bu yaptığınız güzel şeyler, bütün müktesebatınız, sizin iyi bir insan olduğunuzu göstermektedir. Basında hakkınızda çok şeyler yazıldı çizildi. Bu ülkenin kahir ekseriyetinin inancı konusunda vuku bulan rencide edici, yaralayıcı, üzücü bu müessif olayda, sözüm ona sizi savunur gibi

gözükenlerin ne denli insanlıktan, insani değerlerden uzak ve ideolojik bir anlayışı sergiledikleri, gözünüzden kaçmamıştır. Cemaziyelevvelleri herkesçe malum olduğu için onların, yanınızda duruşlarının hangi çıkara dönük olduğunu ve esasen zerre kadar bir kıymetinin olmadığını bilebilecek zekâya sahipsiniz. Dosyaları olumsuzluklarla dolu olduğu için yanınızda durmaları bile sizin gibi birisine hakaret sayılır. Soy sop ırk meselesi konusunda da yazıldı, biliyorsunuz. Ama şunu da biliyor olmanız gerekir ki, İslam inancında, beraatı zimmet asıldır diye bir kural var. Hiç kimse ispat edilmedikçe suçlu sayılmaz. Hangi ırktan, hangi soydan gelirse gelsin insanoğlu, esasta o sizin haşa “cahil” olarak nitelendirdiğiniz Hz. Âdem’den meydana gelmiştir. Hiç insan atasına hakaret eder mi? “O, onu atası olarak kabul etmiyor ki!” kabilinden söylemler duyuyorum. Onun cevabı da sizdedir. Cenabı Allah’ın gönderdiği Peygambere, Allah’a rağmen hiç “cahillik” vasfı yüklenebilir mi? Kaldı ki yaradılışında olumsuzluk belirten meleklere Allah, siz benim bildiklerimi bilemezsiniz, dedikten sonra ona eşyanın isimlerini/hakikatini öğretti. Hiç hocası Allah olan biri cahil olabilir mi? Buradaki sözlerinizden şu yargının çıktığını bilmelisiniz. Bunu düzeltmek de size düşer:

-Haşa Allah, iyi bir öğretmen değildir, ona hiçbir şey öğretememiştir ki, o da “cahil” kalmıştır.

-Allah’ın (haşa) ikinci hatası, “cahil” olan birine peygamberlik görevini vermiştir.

-Vardığınız bu kadar önemli bir yargıyı neye dayandırdığınızı da belirtmemişsiniz.

Bu manada esasen, sadece Hz. Âdem ile Havva zemmedilmiyor. Birincisi Allah, sorgulanıyor. İkincisi, Hz. Âdem’in peygamberliği inkâr ediliyor. Edilmese bile yalancı olan birinin getirdiği mesajın da, dinin de yalan olduğu anlamına geliyor. Üçüncüsü, son Peygamber Hz. Muhammed (as)ın getirdiği Kur’an’ın da, Hz. Âdem gibi haşa “cahil” birisinin özelliklerinden; ilminden, getirdiği mesajdan söz edip onu kabul ve tasdik ettiği için o da inkâr edilmiş demektir.

Evet, yazımızın sonlarına geldik diyebiliriz. Bu milletin bir evladı olarak sizden bu şarkınızla ilgili olarak bazı şeyleri düşünmenizi istirham edeceğiz. Âdem ile Havva’yı şarkıya hangi bağlamda ve hangi gayeyle yerleştirdiniz? Şarkının söz yazarı başkası bile olsa onu söyleyen sizsiniz. Anlamını, bağlamını, dizeler arasındaki mana bütünlüğünü ve ahengini düşünmemiş ve anlayamamış olamazsınız. Sırf o iki kelimeyi –kelalaka- yerleştirme gayreti bile niyetin ve maksadın iyi olmadığını göstermeye yeter sanırım.

Esasta biz sizi tanıyoruz ve seviyoruz. Her ne olduysa oldu, hatadan rücu etmek büyüklüğün şanındandır. İnanın, özür beyanınız, size bir şey kaybettirmez, ama çok şey kazandırır. Varını yoğunu, hatta canını bile değerleri uğruna feda etmekten geri durmayacak bu güzide ülkemin güzide insanlarını değerleri ile sevdiği sanatçı arasında bir tercih yapmak zorunda bırakmayın ve size yakışan açıklamayı yapmanızı istirham ediyoruz.

Siz ki, olur olmaz her şeye konuşan ve hatta sahnede bile olmazları anlatabilen Minik Serçe’ye ne oldu da dut yemiş bülbül gibi suskunluğa gömüldünüz? Şarkıları, şakaları, esprileri, cana yakınlığıyla kendinizi bize sevdirmiş biri olduğunuzu unutmayın, unuttuysanız da bu satırlarla hatırlamaya çalışın. Sahnelerde, dillerden düşmeyen şarkılarınızla, yaptığınız esprilerle hepimizi gülmekten kırıp geçiriyordunuz. Hatırlayın, 2011 Temmuz ayında çıktığınız Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarınızla yaptığınız sohbeti. Genç müzisyenlerimizden Okay’ı sahneye davet edip, “Okay, kardeşim sayılır, ama kellik ona çok yakışıyor. Bilirsiniz ben kellerden hoşlanırım” diyerek herkesi güldüren sizsiniz.

Sahnede ve her platformda sahip olduğunuz özgüvenle bu kadar açık olabilmeyi, halkın teveccühünü, sempatisini kazanmayı başarmış birisi olarak, gelinen noktada size önemli bir görev düşüyor: Gelin şu veya bu sebepten dolayı yaptığınız hatadan dönün ve hatta tövbe edin. Sizi çok seven ve sizin de çok sevdiğinizden emin olduğum halkınızla bütünleşmeyi sağlayacak açıklamayı yapın. Arkadaşınız, dostunuz ve hatta babanız bile olsa sizi bu sevgiden ayrı düşürmek isteyenlere kanmayın.

Sizi seviyoruz ve bu sevginin devamı için açıklamanızı dört gözle bekliyoruz. Saygıyla ve sevgiyle kalın.

Antikya

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş