Reklamı Geç
Yükseliş
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
Avula Hikmet Hatunoğlu
Aslıhan Toksoy

Aslıhan Toksoy

Mail: [email protected]

MİSYONERLERİN SURİYE’DEKİ YETİMLERLE NE İŞİ VAR? (III)

 

MİSYONERLERİN SURİYE’DEKİ YETİMLERLE

NE İŞİ VAR? (III)

 

Aslıhan TOKSOY

 

Tek yetimhane yetmedi şubeleri de açıldı.

1896’da yetimhanenin idaresini Theodor Schneller alınca, yetimhane genişlemeye devam etmiş ve birbiri ardınca yeni bina inşa izni başvurusunda bulunulmuştu. Kudüs Suriye Yetimhane binası, bünyesinde müzeden kiliseye, matbaadan fırına, terzihaneden marangozhaneye kadar birçok mekân bulunmaktaydı.1884 yılında yetimhanenin farklı birimlerinde çalışan personel sayısı 413 kişiyi bulmuştu. Mesela bu personelin 12’si öğretmen, 21’i atölyelerde üretilen ürünlerin satışıyla ilgilenen esnaf ve bakkal, üçü eczacı ve doktor, altısı tercüman ve rehber, geri kalanı ise büyük oranda atölyelerde çalışan işçi ve gündelikçilerdi. 1886 yılında kuruma ilk defa gözleri görmeyen yetimler kabul edildi. İlerleyen yıllarda gözleri görmeyen bu yetim çocuklar için de derslik ve atölyeler açıldı.

Yetimhanede bir de müze var demiştik. “Ne alaka?” diyeceksiniz. Ama kurumda hem çevre kültürüne dair bir farkındalık oluşturmak amacıyla yetim çocukların, hem de kutsal toprakları ziyarete gelip yetimhaneyi de görmek isteyen Avrupalı hacı adaylarının gezebilmeleri amaçlanıyordu. Gezsinler hem yapılanları görsünler hem de misyonerliklerini takdir edip bağış yapsınlar. Bu müzede topraktan yapılmış eşya ve çiftliklerde kullanılan aletler, kutsal topraklarda bulunan ve içleri defineciler tarafından boşaltılmış eski tabut formları ile eski müzik aletleri de sergileniyordu.

19. yüzyılın sonlarına doğru Kudüs Suriye Yetimhanesi’ne Anadolu’dan, Afrika’dan ve çevre bölgelerden gelen yetim sayısı artınca, Kudüs çevresinde yeni şubeler açma lüzumu hissedildi. Daha çok yetim, daha çok Hristiyanlığa kazandırılmış çocuk… Yetimhane şubeleri açmakta sorun yaşadılar mı, devreye Alman Kayzeri giriyordu. Hatta Schneller ailesi bizzat Alman Kayzeri’nin tavassutuyla arazinin de kendi üzerlerine kaydedilmesini sağlamışlardı. Suriye Yetimhanesi’nin ilk şubesi Birsalem’de “Philistäische Waisenhaus (Filistin Yetimhanesi)” adıyla kuruldu. Neden Birsalem derseniz, Birsalem, Hristiyanlar tarafından İsa Peygamberin havarilerinin yaşadığı yer olarak görülmesi itibariyle misyonerler tarafından değer verilen bir yerdir bu yüzden önemlidir. Yani yetimhane veya misyoner kuruluş veya okulların açıldığı bölgelerin muhakkak simgesel, dinleriyle alakalı bir önemi vardır. Suriye Yetimhanesi’nin ikinci şubesi de, yine manidardır, Hristiyanlarca İsa Peygamberin memleketi olarak kabul edilen Nasıra’da idi. Nasıra şehrinin kuzeyinde yer alan Galile Dağlarında kuruldu ve bu dağın ismine nispetle “Galiläischen Waisenhaus (Galile Yetimhanesi)” adı verildi. Yetimhane ruhsatı yine ancak Alman yöneticilerinin araya girmesiyle alındı. Yetimhanede yaklaşık 60 çocuk barınıyordu.

Birinci Dünya Savaşı’nda bölge İngiliz işgaline uğrayınca (1917), yetimhane arazisi Amerikalılara verildi, onlar da bu yetimhaneye Ermeni yetimleri yerleştirdi. Al birini, vur ötekine, hepsi aynı; devredenler de, devralanlar da aynı misyonu devam ettirmektedir. Yetimhanenin bünyesinde bir ilkokul ile eğitim verilen ve ticarî üretim yapılan bir tarım ünitesi vardı. Bu arada unutmadan bir şey daha hatırlatalım. Birsalem şehri, hem Hristiyanlar tarafından İsa Peygamberin havarilerinin yaşadığı yer olarak görülmesi itibariyle önemli hem de Akdeniz kıyısına yakın ve arazisinin düz olması, tarıma elverişli olması bakımından önemli. Çünkü Schneller ailesi, bu altı bin dönümlük arazide Kudüs’teki yetimlerin uygulamalı ziraat eğitimi almalarını istiyordu. Neden? Çünkü bu geniş arazide üretilecek portakal, zeytin, üzüm, elma, limon, şeftali, badem ve kavunlardan yetimhanenin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra Avrupa’ya ihraç edilerek bir gelir kalemi oluşturulmak isteniyordu. Ayrıca Kudüs Yetimhanesi’nde barınan yüzlerce çocukla işletmelerde çalışan personelin günlük ekmek ihtiyacı için gerekli olan buğdayın da büyük oranda Birsalem’den karşılanıyor olması bu faydalara eklenince nedeni ve önemi daha iyi anlaşılacaktır Birsalem’in. Bir taşla onlarca kuş yani…

 

(Devam edecek)

 

vadi

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Marina