Reklamı Geç
Muzaffer Tuncer Black White
Tarkan
Seral İnşaat
Cemali inşaat
HÜLYA İSKİFOĞLU

HÜLYA İSKİFOĞLU

Mail: hulyaiskifoglu@gmail.com

Tarih, Tekerrürden İbaret Değildir!

 

Tarih, Tekerrürden İbaret Değildir!


​Toplum olarak, artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığının ve olmayacağının kesin kanaati içerisindeyiz.

Hem ne diyor Akif; “Tarih tekerrürden ibaret değildir” Geçmiş zamanlardan süregelen bir çok olgu ve olay, çarkın dönüş hızına istikametine, amaçlarına, misyon ve ideolojilerine göre yeni ve farklı eklemler yaparak, ‘işlevsel’ açıdan benzer yani tekrar gibi görünse de ‘yapısal’ açıdan tekerrür etmediğini gösteriyor...

Bu günceller de, anormal olarak görülenler, normalize edilmiş olağanlar olarak kabul görülmeye başlanıyor da diyebiliriz...


​Velhasıl gündemin hızından başı dönen ve neredeyse balık hafızasına dönen toplum, Pazar gününü iple çekerek revaçtaki video dizilere kilitlenip konjonktüre uyum sağlamaya çalışır pozisyonda...

İçerik, hemen hemen geçmiş zamanlara göre aynı olsa da, yapısallıkta, bir hayli yol katedilmiş görünüyor...

Tek başına bir aktris, dinden, milliyetçilikten ve dahi vatanseverlikten dem vurarak, maruz görülen hukuksuzluklardan, usulsüzlüklerden, faili meçhul ölümlerden ve kod adlardan bahsederek milyonları bu dizi videolarına kilitliyor.


Toplum olarak mafya dizilerine olan merakımız, ilgi ve alakamız, Susurluk vb, hikayelerin, legal ve illegal güçlerin mevcut konjonktürlerine göre senaryolaştırıldığı tv, ve sinemalarda servis edildiği 2000’li yıllara dayanır.

Tarihsel süreçte ilk mafya dizisi olan Deli Yürek, takriben Kurtlar Vadisi, Yılan Hikâyesi, Alacakaranlık, vs. dizilerde başrol oyuncusu mafya liderlerinin kahramanlaştırılması bir dönem gençler de özendiriciliğe neden olurken, büyük bir ilgi ile ekranlara kilitlenerek izlenmesi, illegal hukukun, toplumsal teşvikini mi kanıtlıyor?


​Yahut hukuk, tam olarak hakkıyla işleseydi, toplum bu dizileri ve bu videoları adalete duyduğu açlık ile pür dikkat izleyecek miydi? 


​Toplumda artan şiddet olaylarını da göz önünde bulundurursak, racon kesen rollerin psikolojik ve sosyopsikolojik etkilerini tavandan tabana içkin bir hukuksuzluğun yansıması olarak değerlendirebilir miyiz?


​Hukukun ve yasaların işlevselliğini baltalayan bütün yönlenmeler, kelime manası ile ‘imparator’, ‘hükümdar’ anlamına gelen mülkün, adaletin trajik güçsüzleşmesi değil midir? 


Maddi çıkar ve ihtirasları, faili meçhul cinayetleri, milliyetçilik, vatanseverlik ve din ile bağdaştırmak, hukuksuzluğu ve hukuksuzluğu doğuracak neden ve ilişkileri meşrulaştırmaktan başka nedir ki?


​Toplum olarak maruz bırakıldığımız ve içinde bulunduğumuz bu konjonktüre uyum, kabul yahut reddin, siyasal liyakatimize ve ulusal prestijimize etkilerini de göz ardı etmemek gerek.

Bu minvalde ‘devlet’ ile ‘iktidar parti’ arasındaki kavramsal farkın farkındalığı ile toplumsal tavır sergilemek doğru olur deyip, yazımı M. Akif’in dizeleri ile bitireyim:
​Geçmişten adam hisse kaparmış…

Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
Safahat: Yedinci Kitap

Whatsapp İhbar Hattı

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT