Reklamı Geç
Salih İnşaat
Tulpar
Özyurt Silah
Dilan Polat
HÜLYA İSKİFOĞLU

HÜLYA İSKİFOĞLU

Mail: [email protected]

TOKLUK SINIRI

TOKLUK SINIRI

Tokluk sınırı nedir? Diye sorulması, lüzumlu bir soru olsaydı eğer; verilecek cevap aşağı yukarı, ihtiyaçsızlığın ve finansal doyumun maksimum seviyelerde seyretmesi ve aşırısızlığı baz alınarak, mevcut dengeyi bozmayacak sınırlılık hali tanımı söylenilebilir bir cevap olurdu.

Tokluk sınırını, göz tokluğu ve mide tokluğu olarak minumuma indirgeyip kısımlandıracak olursak, bu sınırlılık, midenin tok doymak bilmeyen gözün aç olduğu durumda bir üçüncü gereksinim ve çok geniş kapsamlı bir perspektif olan ‘nefis tokluğunun’ gerekliliğini doğurur. İşte bu üç kısım doygunluğa tokluk sınırı denilebilir ve bu tanımı takriben dengeyi, düzeni ve toplumsal ortak faydayı sağlayacak düzenlemeler uygulamaya konulabilir…

Yapılan tahlil ve analizlerde ‘açlık sınırı’nın vahim tartışmasına mukabil, asıl konuşulması, tartışılması ve çözümlenmesi gereken en önemli konulardan biri de ‘tokluk sınırı’ olsa gerek. Eğer bir toplumda açlık sınırı aşılmış ve durumdan mütevellit umutsuzluğun pençesinde ve çaresizliğin girdabında her gün artan intihar vakalarıyla, “ölmek sınırına” varılmış ise; sebebi vaziyetin, ‘tokluğun sınırsızlığı’ yahut kontrolden çıkmışlığı olasılığı, yüksek bir ihtimal olası sayılabilir. Açlık ve tokluk sınırsızlığı ve aşkınlığı kapsamında hızla büyüyen bir ‘gelişimden’ söz etmek, çift (zıt) yönlü bu büyüme sorunsalına nasıl maruz kalındığı, nasıl gerçekleştiği ve nasıl çözülmesi gerektiği meçhul sorusunu akıllara getirir. Her iki sınırın ortak belirleyicisi olan denklemi çözümlemede parantez içi ‘orta sınıfın’ toz duman olması; körelen nefisler ile büyük bir iştahla cilalanan nefisler arasındaki kutuplaşma, görülmek istenmese de adeta boy aynası olmuştur.

Nedir bu denklemde çözümü sağlayacak olan? Parantez içlerinin toz duman oluşunu kendi ahvaline terk edip görmezden gelmek mi? Sağlamasız bir hesapsızlıkla sebep sonuç ilişkisini çıkmazlara sürükleyip, hiç bilinmeyenli bir denklem oluşturmak mı yoksa? Diye sormak lazım gelmez mi, kazancının yetmediğinden yakınan o “çok sayın” lortlara?!

Gerçekten bu kadar kolay mıdır, vebal taşımak? Ve hormonlu bir büyümede hesapların yuvarlanabilirliği?...

Elbette ki, tüm dünyada, canı sıkılmış bir avuç gücün; sistemsel dönüşüm, dünya toplumunu yeniden formalize etme ve demografik düzenleme çabalarına yönelik, menfi ve politik çıkarlarına endeksli ekonomik bir kriz yaşanıyor. Ve dahi oluşturulacak olan yeni bir sistemin giderek artmakta olan doğum sancılarına bazı toplumlar yavaş yavaş direnç göstermekte… Ancak bu doğumun daha kolay ve ağrısız gerçekleşmesi, sancının kısılması, kontrol altına alınması ile doğru orantılı değil midir? Böylesi bir durum tamamen teknik çalışmaları gerektirmez mi? Ve nitekim yöntem ve tekniğin yanlış yol aldığı ve uygulandığı her doğum, bir ölüm riski taşımaz mı? İdrak etmek gerek ise; sınırı aşan her iki durum da muhtemel bu riski taşır. Velhasılı kelam, kısılacak ve bitirilecek sancıyı doğru tahlil etmeli, vesselam…

Dilan Polat

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Diva Otel