Reklamı Geç
Seral İnşaat
Muzaffer Tuncer Black White
Cemali inşaat
Haas Taş Sanatları
Zülfiyar

Zülfiyar

Mail: yilmazsuleyman@yahoo.com

Ümitsizlik İlerlemenin Engelidir…

 

Ümitsizlik İlerlemenin Engelidir…

Süleyman Yılmaz

Büyüklerimiz, ümitsizliğin insanların ruhunda oluşturduğu açmazını belirtmek amacıyla; “Yeismani-i herkemaldir”, demişlerdir. Yani; ümitsizlik olgunlaşmanın, tekâmül etmenin engelidir. Ümitsizlik, Ortadoğu insanının en büyük hastalığıdır. Bizden adam olmazla başlayan cümleler, genetik kodumuzu sorgulatır bizlere. Hem Batı insanına imrenir, gıpta eder, hem gereğini yerine getirmez. Çalışmayı sevmez, miskinliği daha kolay görür. Vazifeyi başkasına havale etmek, nemelazımcılık, başkası düşünsün, başkası yapsın anlayışı şevki, heyecanı bitirir, inceden inceye.

Sefer Turan’ın İslam Bilim Tarihi Uzmanı merhum Fuat Sezgin ile gerçekleştirdiği ve sonradan kitaba dönüşen “Bilim Tarihi Sohbetleri”nde bir anekdot geçer. Özünde ince bir ders içerir. Malum merhum Fuat Sezgin doktorasını Almanya’da yapmıştır. Bir gün doktora arkadaşı Helmutt Ritter, Fuat Sezgine sorar,

- Fuat günlük kaç saat çalışıyorsun?

Fuat Sezgin cevap verir;

            - 13-14 saat çalışıyorum.

Helmutt Ritter;

            - Bu çalışmayla bilim adamı olamazsın! Bak danışmanın Eilhard Wiedemann’a 24 saat yetmezdi.

            Fuat Sezgin hatıralarında, çalışma temposunu daha sonra 17 saate çıkardığını ama yaşı nedeniyle sonradan bu saatin düştüğünü söyler.

Aslında Fuat Sezgin Ortadoğu coğrafyasının içinde bulunduğu duruma projeksiyon tutar. Daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Aslında bu coğrafyadan insanlık tarihine ve bilime katkı veren çok değerli şahsiyetler, düşünürler ve ilim insanları yetişmiştir. Genetik kodumuzda da bir sorun yoktur. Sorun biraz gayretimizde, tembellik ve tenperliğimizdedir. Aşamadığımız aslında önyargılarımız ve taassubumuzdadır. Düşünün bir matbaa, Gutenberg’in icat ettiği tarih olan 1454’te tam 300 yıl sonra ülkemize gelebilmiş ve ne fırtınalar kopmuştur.

Bilime katkımıza baktığımızda Pakistanlı Müslüman Profesör Muhammed Abdüsselam, 1979 yılında Nobel Fizik Ödülünü aldığında İslam Âlemi çok sevinmişti. Abdüsselam adına İtalya Triesti’de Teorik Fizik Araştırma Merkezi kuruldu. Ülkemizde yazar Orhan Pamuk’un 2006 yılında Edebiyat alanında Nobel Ödülü alması, Prof. Dr. Aziz Sancar’ın 2015 yılında Nobel Kimya Ödülünü alması aslında ülkemizin makûs talihinin değiştiğinin bir göstergesidir. Bu sonuçlar, eğer istersek yeni Nobel adaylarımız olabilir gerçeğinin ispatıdır. Son durumda 2020 itibariyle Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci’nin Covid-19 aşısıyla ilgili yapmış olduğu çalışmalar ve elde ettiği sonuçlar dünya çapında gururumuzu perçinlemiştir. Öyle zannediyorum ki, Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci çiftine de Nobel ödülü verilmesi kuvvetle muhtemeldir. Zaten hâlihazırda Alman Devleti bu anlamda devlet nişanesini takdim etmişlerdi.

            O halde göğsümüzü kabartacak yeni ödüllerin sahipleri teşvik ve motive etmek, onlara gerekli imkânı ve ortamı sağlamak milli bir politikaya dönüşmelidir. Bu yaklaşım, tersine beyin göçünü de sağlayabilir. İbni Sina’nın “Bilim ve sanat değer görmedikleri yeri terk ederler” uyarısı bizim için özlü bir nasihat olmalıdır. Yeter ki, gençlerimize güvenelim, onlara fırsatlar sunalım, üstümüzdeki ümitsizlik marazını silkeleyelim.

Değerlerimizin kıymeti bilinmesi dileğiyle…

 

[1] Prof. Dr. ASÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

youtube

Makale Yorumları

  • Tahir Aral18-06-2021 00:35

    Profesörmüşsünüz. Siz ne gibi çalışmalarda bulunuyorsunuz? Siz günde kaç saat çalışıyorsunuz?Yoksa makale yazmak kolay. Burada yazılanları yapıyormusunuz?

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT