Reklamı Geç
Massima Çavuşoğlu Mobilya
Hatay Market
Cemali inşaat
Çelik Sigorta
HÜLYA İSKİFOĞLU

HÜLYA İSKİFOĞLU

Mail: hulyaiskifoglu@gmail.com

VENTİL 

 

VENTİL 


Hepimizin evinde muhtemelen en az bir düdüklü tenceresi mevcuttur. Düdüklü tencere deyip geçmemek gerek, mutfakta işimizi kolaylaştıran araçlardan biridir. Kapak üzerinde güven içinde pişme süresine ve pişme kıvamına ayar vermeyi sağlayan ‘ventil’ dediğimiz bir düğme bulunmaktadır. Ki bu da işimizi oldukça kolaylaştırır. 


Ancak bu sempatik icadın, bu özelliğinin yanı sıra dikkat gerektiren bazı dezavantajlarının olduğu da gözardı edilmemelidir. Tencere içerisinde birikip sıkışmaya başlayan buhar sayesinde zamandan ve enerjiden tasarruf ile istenilen kıvam elde edilir ve amaca ulaşılır.

Ancak yüksek buhara maruz bırakılan, fayda ve enerji sağlayacak vitaminlerin, şok etkisi ile “adı var kendi yok” hükmünde olduğunu da, son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir. ‘Ventil’ dediğimiz bu ayar düğmesini ayarlamak ve inceliklerini bilmek, Allah muhafaza kapağın patlayarak etrafa zarar vermesini önlemek açısından önem arzeder. 


İşte düdüklü tencere sendromu gösteren toplumun durumu da bu benzeşmeden farklı değildir. Dünyanın birçokyerinde pandemi sürecindeki yasak egzersizlerinin öngörülmez etkileri, her toplumun sosyoekonomik ve psikolojik, sosyopolitik ve kültürel standartlarına paralel olarak sosyal patlamaları da beraberinde getirdi.

Kültürel kodlarına göre direnç ve tahammül göstermeye çalışan ve sınırları zorlanan toplumlar, tıpkı ventili ayarlanmış düdüklü tencere gibi sıkıştırılmanın etkisi ile tüm verimlilik ve enerjilerini kaybetmeyle karşı karşıya kalmaktadır. 


Gidişatın analizini yapmak gerekirse; bu postcovit dönemde eğitim başta olmak üzere, psikolojik, ekonomik ve sosyolojik olarak buhran içerisine giren toplumların davranışlarının değiştiği, siyasal kaos ile birlikte genel olarak iş potansiyelinin düştüğü söylenebilir. 


Sosyal ve sınıfsal kutuplaşmaları tırmandıran kısmi yasaklar, bir kısım işletme ve şirket zincirlerini daha da sağlamlaştırırken, ayar çekilen küçük esnafı buharlaştırma noktasına getirmiştir! 

Yasak egzersizleri ve küçük denemeler, ‘biat’ kavramının, ‘itaat’ kavramına evrilmesi, ayarlar, ara serbestler, psikolojik ve siyasal atmosferden payelenme provakasyonları Dünya Siyasal Sisteminin inşasında totaliter bir rejimin habercisi olabilir mi?


Mahşerin beş atlısı gibi “maske, mesafe, hijyen, aşı, kapanma” ile amaçlananlar, dünya toplumuna uygulanan bir ayar mıdır? Göze teması halinde de bulaşmanın ve riskin olacağı söz konusuyken, koruyuculuğu hala tartışılan ve ısrarla ‘maske’ ile ağzı kapatılan itirazsız bir toplum mu oluşturuluyor?...

Peki, kutuplaşmaları ve sınıfsallaşmaları sağlayacak ekonomik uçuruma ve kültürel bağları zayıflatan sosyal ‘mesafeye’ ne demeli?... aşırı dezenfektan tüketimi ve ‘hijyen’ ile zayıflayan bağışıklık sistemleri, üretimi bitmeyecek olan yeni virüslere nasıl bir direnç gösterecek?...

Varlığı yokluğundan münezzeh, faydası/zararı üzerinden en az bir kaç yıl geçmesi halinde anlaşılacak olan, gönüllü denekler üzerinde uygulanan ve milyar dolarları bir takım keselere dolduran ‘aşı’ furyası, kültürel kodları çürüten tam ‘kapatmalar’, ventil ayarı yapılıp sıkıştırılan toplumu, akıllara zarar bir girdabın içerisine, kurbağa deneyi misali alıştıra alıştıra mı sürüklüyor?

 
Toplum olarak yokluğun, çaresizliğin, savaşın baş gösterdiği olağan üstü durumlardaki dayanıklılığımız, milli ruhumuz, tek bir direktif ile kanımızı, canımızı ortaya koyuşumuz, takdire şayan destanımsı gözü karalığımız olsa da; son zamanlarda artan cinayet ve intihar vakaları toplumsal sıkışmanın sosyal patlamaları değil midir?


Hülasa;
Doğrunun doğru, yanlışın yanlış olarak değerlendirilmediği, maruz bırakıldığımız bu anomalik süreçten varyasyonsuz bir toplum olarak çıkmak, kanaat liderlerinin vicdanına kalmış muamma olsa gerek!...

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş